DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
166
KURBANBAY JIRAV REPERTUARINDA KARAKALPAK ÖRF
ÂDETLERİ VE KÜLTÜREL UNSURLARINA BİR BAKIŞ
Orazımbetova Ayşolpan Muratbay kızı
Özbekistan Respublikası İlimler Akademiyası Karakalpakistan Bölimi
Karakalpak gümanitar ilimler ilim izertlev institutı, Nökis kalası
https://doi.org/10.5281/zenodo.15709101
Özet :
Kırk Kız destanı, Kıpçak boyuna bağlı Karakalpakların destanıdır.
Destanın başlıca kahramanları kadın/kızlardır. Epik destanlar içinde bildiğimiz
kadarıyla kahramanları kadın olan tek destan, Kırk Kız destanıdır. Bir anlamda
Türk amazonlarının haricî düşmanlarla ve dâhilî rakiplerle mücadelesini konu
alan destan, aynı zamanda Karakalpak ve diğer Türk halklarının kültüründen,
değerlerinden, gelenek ve göreneklerinden de izler taşımaktadır. Biz, yazımızda
adı geçen destandan ve destan içinde bulunan kültürel ögelerden, örf âdetlerden
söz edecek; kültürel değerlerin korunması ve yaşatılması bağlamında
kadın/kızların rol ve davranış biçimlerini ortaya koymaya çalışacağız.
Anahtar Kelimeler
: Kırk Kız Destanı, Karakalpak, kadın, kültür, kültürel
miras, örf âdet.
Kırk Kız
destanı, Karakalpakların
en önemli ve özgün destanlarından
biridir.
Alpamış, Edige, Koblan
gibi diğer destanlar, Türk destanları arasında
ortak yaratıcılığın destanları hâlindeyken,
Kırk Kız
, yalnızca Karakalpaklara
özgü bir destan özelliğindedir.
Karakalpak halk yaratıcılığında elliye yakın destan bulunmaktadır ve onun
da yüzden fazla varyantı vardır. Karakalpak halk destanlarının içinde Kırk Kız
destanının yeri çok özeldir. Bu destanın en önemli özelliği Karakalpak
destanlarına özgü millî nişanları kendisinde toplamış olmasıdır.
Destanı derleme işi, 1938 yıllarına rastlar. Destan, önce Karakalpak
halkının ünlü ozanı
Kurbanbay
'dan
S. Mevlenov, Ş.Hojaniyazov ve
A.Bckimbetov
tarafından derlenip yazılmıştır. Bu, 25000 mısradan ibaretti
[2.263]. Kurbanbay jırav varyantı, 1948 yılında Özbekçe, 1949 yılında
Karakalpakça olarak basılmıştır. Destan, bundan sonra Rus, Kazak, Türkmen,
Kırgız dillerine çevrilmiştir [3.4]. “Kırk Kız” destanı, daha sonra 2007 ve 2025
yıllarında ve Türk (Türkiye Türkçesi) diline çevrilmiştir.
Destanın ikinci varyantı, 1960 yılında,
Ozan Kıyas
'tan, K.Maksetov
tarafından derlenmiştir. Bu ise 13000 mısradan ibarettir.
Kırk Kız destanı folklor, tarih, edebiyat, güzel sanatlar sahalarında
sürekli araştırılmakta ve destan hakkında yeni eserler yazılarak, halkın
bugünkü hayatına çok yönlü ışıklar tutmaktadır.
DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
167
Karakalpak halk destanları içinde Kırk Kız destanı, halkın arzu ve
isteklerini terennüm eden derin halkçıllığı ile kendini gösterir. Destanda vatanı
korumak, dış düşmanlarla mücadele, yurdu koruma işinde halklarla dostluk,
birlikte yaşayabilme gibi konular terennüm edilir.
Genelde Türk halkları, özelde Karakalpak halkının örf, âdet ve diğer kültürel
değerleri, Kırk Kız destanının bütününe yayılmış durumdadır.
Destanın birinci bölüm denilebilecek baş taraflarında
Sarkop
beyi
Allayar
’ın
altı oğul arasındaki tek kızı
Gülayım
’a âşık olan insanların kendi aralarındaki
mücadelelerine şahit oluruz. Bunlar içine Allayar’ın çobanı
Jurın
da vardır.
Hilekâr, yalancı, sinsi bir karaktere sahip olan
Jurın,
Gülayım’ı elde edebilmek
için çok uğraşır; hileleriyle beyi
Allayar
’ı aldatır ve Gülayım’ı kendisine vermesi
için ikna eder. Jurın’ı hiç istemeyen Gülayım, sırf babasına karşı gelmemek için
boyun büker. Gülayım, içi yansa da
baba sözü kırmamak
için o an itiraz etmez:
3410 Aynanayın jan ata,
Usınday ziynet etkende,
Ozaldan ğamdı jeppediñ,
Jurındayın tazşağa,
Bereyin meni deppediñ.
3415 Qızıl gülim solıptı,
Qanşa aytsam da ata jan,
Qartayğanda jan ata,
Bolmas isler bolıptı.
Qanlı jasqa toltırmay,
3420 Eki birdey köziñdi,
Duşpanlarğa bastırmay,
Bunnan basqa iziñdi,
Neğılayın, qayteyin,
Keyin ölimlik bolsa da,
3425 Sarğaytpayın jüziñdi,
Qabıl aldım jan ata,
Jañağı aytqan söziñdi,
3410 Kurban olam can baba,
Böyle hürmet ederken,
Evvel düşünmüş müydün?
Jurın gibi bir kele,
Beni verecek miydin?
3415 Kızıl gülüm solmuştur,
Nasıl desem can baba,
Yaşlanınca ata can,
Olmaz işler olmuştur.
Kan yaşla doldurmadan,
3420 Bir çift, bir çift gözünü,
Düşmana bastırmadan,
Bundan başka izine,
Ne yapayım, n’ideyim,
Sonu ölüm olsa da,
3425 Sarartmayım yüzünü,
Kabul ettim can baba,
Söylediğin sözünü,”
[6.64-65].
Verilen toya Jurın gelse de Gülayım gelmez. Sonunda Allayar, Gülayım’ı
yengesi vasıtasıyla çağırtır. Her şeye rağmen Gülayım, Jurın’la görüşmek
istemez. Ancak
yenge, Gülayım’a baba bedduası almaması gerektiğini söyleyerek
onu yolundan çevirmeye çalışır.
Bu durum, kültürel değerler, inançlar arasındaki
çatışmayı ortaya koyarken, insanların bu ikilem arasında kurmaya çalıştıkları
dengeyi de gösterir:
DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
168
-Ha, biykeşjan, biykeşjan,
Atıñnıñ basın tarta tur,
Aytatuğın sözim bar,
4435 Aşıwdı qoy şırağım,
Ayaqqa baspa qarağım,
Atañnıñ aytqan sözlerin,
Qanlı jasqa toltırma,
Qartayğanda közlerin,
4440 Atañ ğarrı kisi edi,
Sarğaytpağıl jüzlerin,
Ata tilin almağan,
Tabalmaydı heş waq jol,
Atañız sözi sındırmas,
4445 Här waqıtta aqlı mol,
Atañnıñ bar aldına,
Alla isine ırza bol.
Aynanayın qarağım,
Saparıñdı sorayman,
4450 Nalıs etip biykeşjan,
Bir allağa jılayman,
Qaraqlarım basıñ jas,
Almañ ata qarğısın.
Aytqanın etse perzenti,
4455 Ata qarğap ne qılsın.
Aqıllı tuwğan appağım,
Köp işinde bozlağım,
Atañnıñ barıp aldına,
Alğıl bügin alğısın,
4460 Aynanayın qarağım.
Ata tilin almağan,
Heş waqıtta oñbaydı,
Uşıraydı bälege,
Aytqanı onıñ bolmaydı,
-“Hey can kızım, can kızım,
Atın başın çekedur,
Söyleyecek sözüm var.
4435 Öfkeyi ko göz nurum,
Kırma sakın göz nurum,
Babanın sözlerini.
Kanlı yaşla doldurma,
Yaşlılıkta gözünü.
4440
Baban yaşlı kişidir,
Sarartma yüzlerini.
Baba sözü dinlemeyen,
Bulamaz asla bir yol,
Baban sözde yanılmaz,
4445 Her vakitte aklı bol.
Babanın git yanına,
Allah işine razı ol.
Kurban olam göz nurum,
Seferini sorarım,
4450 Naliş edip biykeşcan,
Bir Allah’a ağlarım.
Göz bebeğim, sen gençsin,
Alma baba kargışın,
Dediğini yapsa evlâdı,
4455 Baba niye kargasın.
Akıllı doğmuş güzelim,
Halk içinde yiğidim,
Babanın gidip yanına,
Al sen bugün duasın.
4460 Kurban olam göz nurum,
Baba sözü tutmayan,
Hiçbir zamanda onmaz,
Karşılaşır belayla.
Dediği onun olmaz
[6.83-84].
Destanın ilerleyen kısımlarında Kalmuk hanı
Surtayşa
’nın Meyveli adası ile
Sarkop kalesine olan baskınından söz edilir. Surtayşa’nın Meyveli’ye baskını
sırasında Gülayım ve kırk kızı kalede değildir, ancak Surtayşa, talan edebildiği
kadar Meyveli’yi talan eder. Ardından Sarkop’a saldırır, kaleyi yerle bir eder;
DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
169
Gülayım’ın babası Allayar’ı ve altı erkek kardeşini öldürür; halkın bir kısmını
kılıçtan geçirir bir kısmını da esir edip önüne katar ve kendi ülkesine götürür.
Bütün bunlardan çok sonra haberdar olan Gülayım, içi kan ağlasa da kırk kızının
karşısında sağlam durması gerektiğini bilmektedir. Meyveli’nin harap hâlini
gören kırk kız, öfke ve acıdan ağlayıp perişan olmuşken Gülayım, onları teselli
eder. Bir yiğidin, bir liderin acı olaylar, zor durumlar karşısında takınması
gereken tavır ne ise onu sergiler. Bilge Kağan’ın dediği gibi
“Gözünden yaş gelse
tutarak, gönlünden ağlama isteği gelse engel olarak”
lider tavrı sergiler.
Bu, Türk
toplumunda lider kesimin oluşturduğu bir kültürel birikimdir; bunun erkeği kadını
yoktur:
9840 Köp sarsılıp jılağandı qoyayıq,
Jeñdi türip bekkem beldi buwayıq,
Elimizdi wayran etken duşpandı,
Harıp-talmay küni-tüni quwayıq.
9840 Sarsılarak ağlamayı koyalım,
Yeni dürüp beli muhkem sıkalım,
Yurdumuzu vîran eden düşmanı,
Yorulmadan
gece
gündüz
kovalım [6.181].
Gülayım, kırk kızıyla birlikte ilerleyen zamanlarda Kalmuklarla büyük bir
savaşın içine girer. Kalmuk ordusunu perişan ederler. Kendilerinden bazı
insanları Surtayşa’nın elinde esir olan halkına gönderir, yakında azat
olacaklarını, Gülayım’ın kendilerini kurtarmaya geleceğini söylemelerini isterler.
Kendileri de güç toplamak için dağ ve tepelere yerleşirler. Gülayım, olan biten
savaşı, unutulmasın diye bir taşa yazdırır:
Kün şığıp säske bolğanda,
Arasınan tawlardıñ,
Bir bulaqtı tabadı,
Gülayımday batır qız,
12265 Bul bulaqtıñ boyına,
Aq şatırdı qurğızdı,
Jayılmastay mäñgige,
Tastan belgi oyğızdı,
Keşegi bolğan urıstı
,
12270
Bul taslarğa jazdırdı
,
Särbinazday bilimpaz,
Jaqsılap jazdı xatların,
Altın menen bina etti,
Ölgenlerdiñ atların.
Gün çıkıp yükselince,
Arasından dağların,
Bir pınara erişir.
Gülayım adlı er kız,
12265 Bu pınarın boyuna,
Ak çadırın kurdurdu.
Ebedî kalsın diye,
Taştan anıt oydurdu.
Gece olan savaşı
,
12270
Bu taşlara yazdırdı
.
Servinaz, bu âlim kız,
Güzelce yazdı hattı.
Altın ile hakketti,
Ölenlerin adını [6.223].
Burada, yaşanan olayların gelecek nesillere aktarılması, kalıcı olması için
Gülayım’ın taştan anıt yazdırıp diktirmesi önemlidir.
Bu anıt, doğrudan doğruya
DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
170
kültürel mirasın korunmasına yönelik somut bir üründür.
Elbette bu olay, Köktürk
yazıtları başta olmak üzere Türk halklarının tarihî olayları taşa yazma geleneğini
hatırlatmaktadır. Kanaatimizce Kurbanbay jırav, bu kültürel hadiseyi özellikle
destanına almıştır.
Harezm yiğidi Arslan da, kardeşinden ve yurdundan ayrıldıktan sonra âşık
olduğu Gülayım’ın savaş sonrası konup çadır kurduğu yeri mekân tutmuştur. Bir
av dönüşünde dikilmiş otağları ve kızları görür. Birbirlerini hiç görmeyen bu iki
âşık, “kimsin, nesin, nereden gelip nereye gidersin” derken birbirleri görüp
tanımış olurlar. Gülayım’a bir âşık, bir tutkun edasıyla adeta akan Arslan’a
Gülayım,
bir genç kızın vakar ve terbiyesiyle davranır,
onun coşup taşan arzusuna
bir dur der:
İzlegenim meniñ aşıq bay emes,
Läzzetlenip jatarğa bul jay emes,
İzlegenim bende bolğan el-jurtım,
Bunday künde aşıq mağan say emes.
Aradığım benim, âşık, bey değil,
Zevk alarak yatmaya bu yer değil,
Aradığım, esir olmuş halk, yurdum,
Böyle günde âşık bana hoş değil
[6.230].
Destanın sonlarına doğru Gülayım, Kalmuk hanı Surtayşa’nın kalesini bulur,
adamlarıyla gizlice içeri girer. Ancak baskın yapmaz. En güvendiği yiğidi
Servinaz’ı Surtayşa’ya elçi olarak gönderir; savaşacaksak mertçe savaşalım diye
haber gönderir. Servinaz, Surtayşa’nın sarayına gizlice girer, onu uyandırır,
şaşkınlık ve korku içinde kalakalan Surtayşa’ya şu sözleri söyler:
Basşım meni jiberdi,
14480 Söylesiwge siz benen,
Kirdik bügin qalaña.
Qarıwıñ bolsa Surtayşa,
Qapılda qaldım demesten,
Şıqqıl sawaş maydanğa,
14485 Buzsaq seniñ qalañdı,
Bılğasaq qanğa dalañdı,
Bılğanıp qaldım derseñ sen,
İsti bärjay keltirsek.
Qarsı şıqqan läşkeriñdi,
14490 Birim-birim öltirsek.
Ermek qılıp birazın,
Nayzalarğa ildirsek,
Ärmanda qaldım derseñ sen,
Bilmey qaldım derseñ sen,
Beyim beni gönderdi,
14480 Söyleşmeye siz ile.
Girdik bugün kalene,
Gücün varsa Surtayşa,
Gafil düştüm demeden,
Çık savaş meydanına.
14485 Yıksak senin kaleni,
Bulasak kana ovanı,
Bulanıp kaldım dersin sen,
İşi uygun bitirsek,
Karşı çıkan askerini,
14490 Birer birer öldürsek,
Alay için birazın,
Mızraklara ildirsek,
Dertte kaldım dersin sen,
Bilmeyip kaldım dersin sen,
DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
171
14495 Keldik mine eliñe,
Meniñ basşım jiberdi,
Xabar berip özine.
Endigisin özin bil,
Şığa ber sawaş maydanğa,
14495
Geldik işte iline
,
Benim beyim gönderdi,
Haber verip özüne.
Ötesini kendin bil,
Çık savaş meydanına [6.262-263].
Böylece, savaş olgusuna düşmana bile “mert olma” kültürünü uygular, öğretir.
Benzer durumu, Gülayım’la Surtayşa’nın savaştan önce ilk kez
karşılaşmaları sırasında da yaşanır. Surtayşa, Gülayım’ın kadınlığından söz edip
çekip gitmesini söyler. Buna karşılık Gülayım ona
ölen insanların yerine kan
bahası vermesini, yıktığı kaleyi yeniden inşa ve imar ederek eski hâline getirmesini
talep eder; aksi takdirde savaşacaklarını söyler
[6.272]
.
Surtayşa, Gülayım’dan
savaşmak için yedi gün mühlet ister, Gülayım da bunu kabul eder.
Surtayşa’nın kalesinde esir yatmakta olan Gülayım’ın annesi
Aksulıv
,
Gülayım’ın oralara, yakınlara geldiğini bedeninde hissettiği değişiklikle anlar. Bu
durum,
kadınlık yaratılışının yaşama yansıması
olarak kabul edilebilir. Annesini
kurtarmaya gelen Gülayım’dan annesi Aksulıv’un “razı” oluş sahnesi de çok
etkileyicidir. Elbette bu sahnede
anne hakkının helal edilip edilmemesi konusu
ele
alınmıştır:
-Tar qursağım keñeytken,
Tas emşekti eritken,
Aq süt bergen perzentim,
15435 Közim tüsti köziñe,
Xalıqtı izlep kelipseñ.
Irazıman öziñe.
Irazıman şırağım,
Bergen appaq sütime,
15440 Irazıman qarağım,
Bekkem baylap beliñdi,
Batırlıqta tayınbay,
Keldiñ izlep eliñdi.
Qırıq qız ertip keyniñe,
15445 Jıynap tağı küşiñdi,
Surtayşaday qalmaqtan,
Alıw uşın öşiñdi.
-“İnce karnım şişiren,
Sert memeyi eriten,
Ak süt verdiğim yavrum,
15435 Gözüm düştü gözüne,
Halkı izleyip gelmişsin,
Razıyım ben özüne.
Razıyım ben göz nurum,
Verdiğim ak sütüme.
15440 Razıyım göz bebeğim,
Muhkem edip belini,
Yiğitlikten dönmeyip,
Geldin izleyip ilini.
Kırk kızı takıp peşine,
15445 Toplayıp kuvvetini,
Surtayşa Kalmuğundan,
Almak için öcünü [6.279].
Birbirini sevenlerin, birbirine eş olanların dertlerini paylaşmaları, birbirlerine
yardımcı olmaları gerektiği şeklindeki insani hakikat,
destanın sonlarına doğru
Gülayım’ın ağzıyla ozan dilinden ifade edilir. Kendileri evlenip mutlu yuva
DEVELOPMENT OF PEDAGOGICAL TECHNOLOGIES IN
MODERN SCIENCES
International scientific-online conference
172
kurmalarına rağmen Arslan’ın üzgün hali Gülayım’ın dikkatini çeker. Arslan,
kardeşi Altınay’ın düşman Nadirşah elinde esir olduğu için mutlu olamadığını,
üzüldüğünü belirtmesi üzerine Gülayım şöyle der:
Jaman bolğan qatınlar.
Jüregine bayınıñ,
Ol jamanlar ot salar,
16790 Aşıq bolğan arıwlar,
Yarı uşın zar jılar,
Märt qädirin bilgenler,
Qosılıp birge qıynalar.
Yaman olan kadınlar,
Yüreğine erinin,
O yamanlar od salar.
16790 Âşık olmuş güzeller,
Yâri için zâr ağlar.
Mert kadrini bilenler,
Birlikte ağlaşırlar
[6.303].
Özetle söylemek gerekirse, Kırk Kız destanının doğrudan doğruya kendisi,
kız ve kadınlar üzerine kurulmuş bir metindir. Dolayısıyla anlatıcı (ozan/ jırav),
olayları ve kültürel kodları kız ve kadınlar üzerinden nakletmektedir. Bu temel
gerçeğin dışında destanda doğrudan kadınları ilgilendiren veya kız/kadınların
özne olduğu olaylarda karşımıza şu kültürel unsurların çıktığını görüyoruz
(Yazımızın hacmi artacağı için aşağıdaki her bir kültür ögesine örnek getirmedik
ama kaynaktaki yerlerini gösterdik):
1.
Kız istetme kültürü [6.2],
2.
Kızların erkeklere karşı vakarlı durması, yabancılarla pek muhatap
olmaması gerektiği inanç ve kültürü [6.14],
3.
At kültürü; at yiğidin en sadık dostu ve yoldaşı anlayışı [6.3-89],
4.
Ödüllendirme, yapılanı takdir etme kültürü [6.7],
5.
Kızların, dengi olanlarla evlendirilmesi gerektiği anlayışı [6, 31-69],
6.
Vatanın, halkın özgürlüğünün her şeyden önemli olduğu gerçeği,
7.
Anne ve baba rızasının önde tutulması,
Eş olma bilinci.
Kaynakça:
1.
Bahadırova Sarıgul. «Qaraqalpaq xalıq dästanları «Qırıq qız», «Alpamıs»,
«Qoblan», «Edige». –Taşkent, Anorbooks, 2024.
2.
Däwqaraev Näjim. 1977. Şığarmalarınıñ tolıq jıynağı, 2-tom. Nökis:
“Qaraqalpaqstan”.
3.
«Qaraqalpaq folklorı» 100 tomlıq. 9-13-tomlar, «Qırıq qız» (9-tom). –
Taşkent: Ma’neviyat, 2009. 4-bet
4.
«Qırıq Qız» (Qurbanbay Jıraw varyantı). «Qaraqalpaq folklorı» (VI. Tom).
1980. Nökis: “Karakalpakstan” baspası.
5.
«Qırıq Qız» (Qıyas Jıraw varyantı). 1993. Nökis: “Qaraqalpaqstan”.
6.
«Kırk Kız» Destanı. Metin-Aktarma, (Hazırlayan Ceyhun Vedat Uyğur).
2025. Ankara: TDK Yayınları.