406
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI KONULU “UFUK”, “TOPRAK ANA” VE “İKİ KASIM BİN
DOKUZ YÜZ KIRK ÜÇ” ROMANLARINDA KAHRAMAN KADIN TİPLERİ
Mamatkulov Pulat Shavkat ugli
Yakın doğu dilleri anabilim dalı öğretim görevlisi
Semerkant devlet Yabancı diller enstitüsü
Özet.
İkinci Dünya Savaşı birçok Türk ülkelerinin hayatını derinden etkilemiştir. Makalede
İkinci Dünya Savaşı yılları ve savaş sonrasındaki zorlu yaşam tarzını anlatan Özbek, Kırgız ve
Karaçay-Malkar edebiyatındaki birer eser konu alınmıştır. Makalenin kapsamı, Özbek yazarı Seid
Ahmet’in 1964’te kaleme aldığı “Ufuk”, Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un “Toprak Ana”,
Karaçay-Malkar edebiyatının önemli isimlerinden Halimat Bayramuk’un “İki Kasım Bin Dokuz Yüz
Kırk Üç” eserlerinden ibaret olmuştur. Makalede bu eserler kadın kahramanlar açısından
incelenmiştir.
Anahtar kelimeler
: savaş, kahraman kadın, Türk dünyası, cephe ardı
IKKINCHI JAHON URUSHI MAVZUSIDAGI “UFQ”, “MOMO YER” VA
“IKKINCHI NOYABR BIR MING TOʻQQIZ YUZ TOʻQSON UCH”
ASARLARIDA QAHRAMON AYOL OBRAZI
Mamatqulov Poʻlat Shavkat oʻgʻli,
Samarqand davlat Chet tillar instituti
Yaqin sharq tillari kafedrasining o‘qituvchisi
Annotatsıya.
Ikkinchi Jahon urushi ko‘plab turkiy xalqlarning hayotiga chuqur ta’sir
ko‘rsatgan. Ushbu maqolada Ikkinchi Jahon urushi yillari va urushdan keyingi og‘ir turmush
tarzini tasvirlovchi o‘zbek, qirg‘iz va qaraçay-malqar adabiyotidan olingan asarlar tahlil qilingan.
Maqolaning qamrovi o‘zbek yozuvchisi Said Ahmadning 1964-yilda yozgan “Ufuk”, qirg‘iz
yozuvchisi Chingiz Aytmatovning “Ona yer”, qaraçay-malqar adabiyotining taniqli
yozuvchilaridan biri Halimat Bayramukning “Ikkinchi noyabr, bir ming to‘qqiz yuz qirq uch”
asarlaridan iborat. Ushbu maqolada yuqorida tilga olingan asarlar ayol qahramonlar nuqtayi
nazaridan tahlil qilingan.
Kalit so‘zlar:
urush, qahramon ayol, turk dunyosi, front orti.
ОБРАЗ ГЕРОИЧЕСКОЙ ЖЕНЩИНЫ В ПРОИЗВЕДЕНИЯХ НА
ТЕМУ ВТОРОЙ МИРОВОЙ ВОЙНЫ: «ГОРИЗОНТ», «МАТЕРИНСКОЕ ПОЛЕ»
И «ВТОРОЕ НОЯБРЯ ТЫСЯЧА ДЕВЯТЬСОТ ДЕВЯНОСТО ТРИ»
Маматкулов Пyлат Шавкат угли,
преподаватель кафедры Ближневосточных языков
Самаркандский государственный институт иностранных языков
Аннотация.
Вторая мировая война глубоко повлияла на жизнь многих тюркских
народов. В данной статье рассматриваются произведения узбекской, киргизской и
карачаево-балкарской литературы, описывающие тяжелый быт во время и после войны. В
рамках статьи анализируются произведения: «Уфук» (1964) узбекского писателя Саида
Ахмада, «Материнское поле» киргизского писателя Чингиза Айтматова и «2 ноября 1943
407
года» одной из видных представительниц карачаево-балкарской литературы Халимат
Байрамуковой. Эти произведения изучаются с точки зрения женских персонажей.
Ключевые слова.
Война, героическая женщина, тюркский мир, тыл.
HEROIC FEMALE CHARACTERS IN THE NOVELS “UFUK”, “TOPRAK ANA”,
AND “İKİ KASIM 1943” ABOUT THE SECOND WORLD WAR
Mamatkulov Pulat Shavkat ugli,
lecturer at the Department of near eastern languages
Samarkand state institute of foreign languages
Abstract.
World War II deeply affected the lives of many Turkic nations. This article focuses
on one work from Uzbek, Kyrgyz, and Karachay-Balkar literature that depicts the hardships of life
during and after the war. The scope of the article includes the Uzbek writer Seid Ahmet’s Ufuk
(1964), the Kyrgyz writer Chingiz Aitmatov’s Mother Earth, and one of the significant works of
Karachay-Balkar literature, Halimat Bayramuk’s November 2, 1943. These works are analyzed in
terms of their female protagonists.
Keywords:
war, heroic woman, Turkic world, home front.
İkinci Dünya Savaşı, birçok ülke gibi Sovyetler Birliği’ne bağlı Türk halkları üzerinde de
derin izler bırakmıştır. Savaşın yol açtığı yıkım, edebiyata da yansımış ve pek çok yazar bu konuyu
eserlerinde işlemiştir. Özbek yazarı Said Ahmet’in
Ufuk
, Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov’un
Toprak
Ana
ve Karaçay-Malkar yazarı Halimat Bayramuk’un
İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç
romanları,
savaşın halk üzerindeki etkilerini anlatan önemli eserlerdendir.
Bu eserlerde savaş döneminde halkın çektiği sıkıntılar, cephedeki askerlerin tehlikeli yaşamı
ve sürgün edilen toplulukların trajedileri gözler önüne serilmektedir. Özellikle Sovyetler Birliği’nde
erkeklerin cepheye gönderilmesiyle, geride kalan kadın ve yaşlıların ağır şartlar altında çalışmak
zorunda kalmaları edebiyatta sıkça işlenen bir tema olmuştur.
Bayramuk’un
İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç
romanı, Karaçay Türklerinin sürgün edilme
sürecini anlatmaktadır. 2 Kasım 1943 gecesi, NKVD askerleri Karaçay halkına evlerini terk
etmeleri için yalnızca iki saat süre tanımış ve onları bilinmeyen bir geleceğe sürüklemiştir. Bu
roman, Sovyetler Birliği döneminde Türk halklarının yaşadığı trajedilere ışık tutmaktadır.
Said Ahmet’in
Ufuk
romanı da savaş yıllarında cephe gerisindeki çiftçilerin azmini anlatan
önemli eserlerden biridir. Bu roman,
Kırk Beş Gün, Hicran Günlerinde
ve
Ufkun Eşiğinde
adlı
üçlemenin bir parçasıdır ve savaş öncesi ve sonrası yaşanan değişimleri gözler önüne sermektedir.
Romanlarda Kadın Kahramanların Rolü ve Savaşın Etkileri
Savaş dönemlerinde toplumsal yapının değişimine ışık tutan romanlar, genellikle bireylerin
yaşadıkları zorlukları ve toplumsal travmaları merkeze alır. Bu çalışma, "Ufuk", "Toprak Ana" ve
"İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç" romanlarındaki kadın kahramanların savaşın etkisi altındaki
yaşamlarını incelemektedir.
“Ufuk” Romanı ve romanda Kadın Kahramanlar
Emek ÜŞENMEZ Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisindeki “Modern Özbek
Edebiyatı” adlı makalesinde Seid Ahmet’in usta bir yazar olduğunu vurgulayarak Ufuk romanında
savaş ve savaş sonrasının güzel bir şekilde kaleme alındığını, bu eser bir üçleme, yani üç kitaptan
olultuğunu söylüyor.
[4,147 b.].
"Ufuk" romanının “Kırk Beş Gün”, “Hicran Günlerinde” ve “Ufkun Eşiğinde”
bölümlerinde, savaş dönemindeki kadınların karşılaştıkları zorluklar öne çıkmaktadır. “Kırk Beş
Gün” bölümü, Büyük Fergana Kanalı'nın kazımı sırasında kadınların zorla çalıştırılmasını anlatır.
“Hicran Günlerinde" bölümü ise, savaşa giden erkeklerin ardında bıraktıkları kadınların hüzün dolu
yaşamlarını merkeze alır. Bu bölümde, savaşa giden Tursunbay'ın, kaçak yaşamak zorunda kalması
ve annesi Cennet teyzenin bu süreçte yaşadığı acılar betimlenmektedir.
408
Roman, savaşın, kadınların aile yapılarını ve psikolojilerini nasıl derinden etkilediğini gözler
önüne sermektedir. Dul kalan kadınların, nişanlısından ayrılan genç kızların ve savaşta eşlerini
kaybedenlerin hayata tutunma mücadelesi roman boyunca öne çıkmaktadır.
Romanda aylarca kanal işinde çalıştırılan, savaş yıllarındaki zor yaşam tarzında ailesi ve
vatanı için tüm işleri kendisi yapmak zorunda kalan ve hatta bu yaşam tarzına dayanamayıp hayatını
kaybeden kadınlar konu edinmiştir.
“Toprak Ana” Romanında Kadının Konumu
Cengiz Aytmatov'un “Toprak Ana” romanı, savaşın cephe gerisindeki etkilerine
odaklanmaktadır. Romanın ana karakterlerinden biri olan Aliman, eşini cephede kaybettikten sonra
ciddi toplumsal baskılarla karşılaşmış, zorla tecavüz edilmiş ve bu olay neticesinde yaşamını
yitirmiştir. Aynı gün dul kalan Tolganay Ana ve Aliman'ın savaş nedeniyle yaşadıkları acılar,
romanın temel trajik unsurlarından birini oluşturur.
Roman, savaşın sadece cephede yaşanan bir olay olmadığını, geride kalan insanların da
savaşın acılarını derinden hissettiğini göstermektedir. Bu bağlamda, kadın kahramanların
fedakarlıkları, dayanıklılıkları ve toplumsal rollerinin dönüşümleri romanda merkezi bir yer
tutmaktadır.
Bu eserde savaşta üç çocuğu ve eşini kaybeden ananın köylülerden topladığı buğdandan bir
avuç bile kendisine bırakmadan cephedeki askerlere göndermesi, kahraman ananın karakterini
okuyucunun önüne açıkça koymaktadır
.
[
2
,147 b.].
Eser kahramanı Tolganay Ana’nın dilinden yazar o dönem şartlarını şu şekilde açıklıyor:
“İki gün sonra Aliman’ı gömdük. Geleneklerimize göre bir kadın, ölüyü gömmek için mezarlığa
gidemez, bu işi erkekler yapar. Ama ben gittim ve kimse bir şey diyemedi. Çünkü bizim evde erkek
yoktu. Aliman’ın mezarına, mezar çukurunun dibindeki kazanağa kendim yerleştirdim, üzerine ilk
toprağı ben attım.
”
[
1,114 b
].
“İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç” Romanında Kadın Kahramanlar
Karaçay Türklerinin II. Dünya Savaşı sürecinde maruz kaldıkları sürgün ve eziyetler bu
romanda anlatılmaktadır. Sürgün sırasında Majay adlı bir kadın ölümle karşı karşıya kalırken,
Halimat tifüs salgını nedeniyle hayatını kaybeder. Gokka adlı kadın ise iki evlilik yapmasına
rağmen mutlu olamamış, nihayetinde ata topraklarına geri dönse de hüzün dolu bir hayat sürmeye
devam etmiştir. Bu durum bir araştırmada şöyle açıklanır: “Ailesini tamamen kaybettikten sonra
Gokka, Aslan’ı ararken Kazak, Kırgız coğrafyasında sürgün edilen insanların dramını tekrar tekrar
yaşar”
[
3,145 b
].
Roman, sürgün ve savaş koşullarının kadınlar üzerindeki etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler
önüne sermekte ve savaşın sadece cephede değil, toplumun her kesiminde yarattığı yıkımı
vurgulamaktadır.
Romanlarda kasın kahramanların ortak yönleri
Ele alınan romanlarda olaylar ağırlıklı olarak cephe gerisinde gelişmektedir. Toprak Ana
romanının başkahramanı Tolganay, yaşadığı acıları toprağa anlatır. Oğlunun savaşta ölmesiyle dul
kalan gelini yanlış bir ilişkiye girer ve doğum sırasında hayatını kaybeder. Doğan çocuğun,
Canbolat’ın, biyolojik babasını bilmemesi ve kendisini bir kahramanın oğlu sanarak büyümesi,
Tolganay için ağır bir yük olur. Onun için her gün hüzünle geçerken, savaşın getirdiği yıkım pek
çok kadının hayatına benzer bir trajedi bırakmıştır.
Orta Asya geleneklerine göre kadınlar cenaze merasimine katılamazken, Toprak Ana
romanında Tolganay, gelinini mezara kendi elleriyle yerleştirmek zorunda kalır. Yazar, bu sahneyi
Tolganay’ın dilinden aktararak, geleneklere rağmen kadının yaşadığı zorunlu dönüşümü ve
çaresizliği vurgular. Roman, savaşın ve Sovyet rejiminin kadınlara yüklediği ağır sorumlulukları
gözler önüne serer.
Benzer bir trajedi Ufuk romanında da görülür. Tek oğlunun savaş nedeniyle uzağa gitmesi
ve onun yokluğuna dayanamayan Cennet Ana’nın hastalanarak ölmesi, savaşın anneler üzerindeki
yıkıcı etkisini yansıtır.
409
Halimat Bayramuk’un İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç romanında ise Majay ve Habiybat
çiftinin iki çocuğu cepheye gider. Oğulları Harun’un Almanlara karşı savaşırken öldüğünü öğrenen
aile, büyük bir acıya sürüklenir. Kızları Gokka’nın savaştan dönmesi ise yaşanan kayıpların
hüznünü hafifletmeye yetmez.
İncelenen romanlardaki kadın karakterler, savaşın yıkıcı etkileriyle karşı karşıya kalmış, ağır
iş yükü ve sevdiklerinin kaybıyla yaşam mücadelesi vermiştir. Ortak nokta, bu kadınların savaşla
birlikte mutluluğu yitirmesi ve hayatlarının geri dönülmez şekilde değişmesidir.
Ele alınan romanlar, farklı coğrafyalarda geçen ancak ortak bir temayı işleyen edebi
eserlerdir. Toprak Ana Kırgız halkının, Ufuk ise Özbek toplumunun savaş yıllarındaki yaşamlarını
anlatırken, İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç romanı Karaçay-Malkar halkının sürgün yıllarına
odaklanmaktadır. Savaşın yıkıcı etkileri yalnızca bu toplumlarla sınırlı kalmamış, Sovyetler
Birliği’ne bağlı tüm ülkelerde benzer acılar yaşanmıştır.
1939-1945 yılları arasında süren İkinci Dünya Savaşı, Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne
beklenmedik bir saldırıda bulunmasıyla yeni bir boyut kazanmış ve savaş Orta Asya’daki halkları
da derinden etkilemiştir. Sovyetler Birliği’ne bağlı Türk halkları, savaşın yükünü ağır şekilde
taşımış; tarımsal üretimlerinin büyük bir kısmı cepheye gönderilmiş, hayvancılık ciddi kısıtlamalara
maruz kalmıştır. Erkekler zorunlu olarak cepheye gitmiş, geride kalan kadınlar ve çocuklar açlık ve
ağır iş koşullarıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır.
Bu çerçevede, İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç romanı yalnızca savaş sürecini değil, aynı
zamanda Karaçay-Malkar halkının savaş sonrası sürgün yıllarını da ele almaktadır. Romanın
başkahramanı Gokka, 14 yıl süren sürgün hayatının zorluklarına tanıklık etmektedir. Olay örgüsü,
savaş öncesinden başlayarak savaş ve sürgün dönemlerini kapsamaktadır.
Genel olarak, bu romanlarda savaşın toplumsal yapıyı nasıl şekillendirdiği ve özellikle
kadınlar üzerindeki etkileri ön plana çıkmaktadır. Sovyetler Birliği’ne bağlı halkların yaşadığı
trajediler, bireysel hikâyeler üzerinden evrensel bir boyut kazanarak savaşın yıkıcılığını edebi bir
çerçevede gözler önüne sermektedir.
Sonuç.
“Ufuk”, “Toprak Ana” ve “İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç” romanlarının
yazılmasına neden savaşın insanoğluna getirdiği zorlukları ve o çağın dehşetini okuyuculara
aktarmak olmuştur. Seid Ahmat, Halimat Bayramuk, Cengiz Aytmatov da savaş yıllarını bizzat
yaşamış yazarlardır. Onlar da bu savaş yüzünden yakınlarını kaybeder, çevresindeki insanların
hüzünlü günlerinde yanlarında olurlar. Özbekistan ve Kırgızistan’ın başına gelenleri anlatan “Ufuk”
ve “Toprak Ana” ve Karaçay Malkarların sürgün yıllarını anlatan “İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk
Üç” romanlarının esasında diğer kahramanlarla birlikte kadınların kahramanlıkları da kaleme
alınmıştır. Romanlarda daha çok cephe ardının anlatılması, cephe ardındaysa kadınların ön planda
olması bu romanların baş kahramanlarının kadın olmasını gerektirmiştir.
Kaynakça:
1.
Aytmatov, C.
Toprak Ana
, 2006. İstanbul.
2.
Durukoğlu, S.,
Yurttaş, Z. Bir düzyazı ağlatısı/ağıdı olan Toprak Ana romanını çözümleme
denemesi
2016. Akademik Araştırmalar ve Çalışmalar Dergisi (AKRA Journal). 127-141.
3.
Üşenmez, E.
“Modern Özbek Edebiyatı”.
2011 Samsun
115-170.
4.
Türk, E.B.
Halimat Bayramuk’un İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç romanına Sosyolojik açıdan
bir yaklaşım,
2015.
Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi. 139-152.
İnternet kaynakları:
1.
https://dergipark.org.tr/tr/pub/sutad