Temür ve devleti̇ hakkindaki̇ araştirmalara yeni̇ bi̇r değerlendi̇rme

Направления: История
Тип источника: Конференция
inLibrary
Google Scholar
Выпуск:
CC BY f
108-131
0
0
Поделиться
Ercilasun, K. . (2023). Temür ve devleti̇ hakkindaki̇ araştirmalara yeni̇ bi̇r değerlendi̇rme. Актуальные проблемы истории Узбекистана, 1(1), 108–131. извлечено от https://inlibrary.uz/index.php/history-of-uzbekistan/article/view/16486
Konuralp Ercilasun, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi

Tarih Bölümü Prof. Dr.

0
Цитаты
Crossref
Сrossref
Scopus
Scopus

Аннотация

Bu bildiri metninde, Emir Timur devleti ile diğer devletler arasında diplomatik ilişkilerin kurulması, Batılı tarihçilerin Timur Devleti ile ilgili araştırmaları, araştırma yapma sebepleri, René Grousset'in "Bozkır İmparatorluğu", Carter Findley'in "Dünya Tarihinde Türkler", Jean -Paul Roux, Peter Golden, Christopher Besquith, Frederic Star, Beatrice Forbes Manz, John Woods, Maria Subtenli'nin eserleri, bu eserler Amir Temur ve devleti hakkında bilgi vermektedir, Amir Temur'un devlet politikası yıkımdan çok yaratıcılığa dayanmaktadır, Timurlular dönemi rönesansı, Türkiye'de Emir Temur ve Timurlular tarihinin incelenmesi ve dönemlere ayrılması ele alınmıştır. Çalışmada aynı zamanda Emir Timur ile Toktamış Han arasındaki ilişki, Timurlular ile Osmanlı devleti arasında karşılaştırmalı bir analiz ve Timurlu devletinin içinde bulunduğu buhranın sebepleri incelenmiştir.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

108

24.

Sezgin

F.

Geschichte

des

arabischen

Schrifttums.

– Bd. I.

Qur’ānwissenschaften, ḥadīt, Geschichte, Fiqh, Dogmatik, Mystik. – Leiden:

E.J.Brill, 1996. – 936 s.

25.

Sezgin F. Geschichte des arabischen Schrifttums. – Bd. III: Medizin-

Pharmazie, Zoologie-Tierheilkunde. – Leiden: E.J.Brill, 1996. – 498 s.

26.

Sezgin F. Geschichte des arabischen Schrifttums. – Bd. IV. Alchimie-

Chemie, Botanik-Agrikultur. – Leiden: E.J.Brill, 1996. – 399 s.

27.

Sezgin F. Geschichte des arabischen Schrifttums. – Bd. V. Mathematik.

1974. – Leiden: E.J.Brill, – 515 s.

28.

Sezgin F. Geschichte des arabischen Schrifttums. – Bd. VI. Astronomie.

1978. – Leiden: E.J.Brill, – 522 s.

29.

Sezgin F. Geschichte des arabischen Schrifttums. – Bd. VII. Astrologie-

Meteorologie und Verwandtes. – Leiden: E.J.Brill, 1979. – 486 s.

30.

Suter H. Die Mathematiker und Astronomen der Araber und ihre Werke. –

Leipzig: Druck und verlag von B.G.Teubner, 1900. – 289 s.

31.

Schedel H. Registrum huius operis libri cronicarum cum figuris et

imaginibus ab inicio mundi. – Nuremberg: A.Koberger, 1493. – 336 p.

32.

https://kun.uz/42247529

33.

https://oak.uz/page/8

TEMÜR VE DEVLETİ HAKKINDAKİ ARAŞTIRMALARA YENİ BİR

DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. Konuralp Ercilasun

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Tarih Bölümü

Аннотация: мақолада Амир Темур давлатининг бошқа давлатлар билан элчилик

алоқаларининг ўрнатилиши, Темурийлар давлати ҳақидаги Ғарб тарихчиларининг
тадқиқотлари, тадқиқотлар олиб борилиш сабаблари, Рене Гроуссетнинг “Дашт
императорлиги”, Картер Финдлейнинг “Дунё тарихида турклар”, Жен-Паул Роукс, Пётр
Голден, Христофор Бесквит, Фредерик Стар, Беатрис Форбес Манз, Жон Вуудс, Мария
Субтенли асарлари, ушбу асарларда Амир Темур ва давлатига оид қарашлар, Амир Темур
давлат сиёсати вайронкорликка эмас, бунёдкорликка асосланганлиги, Темурийлар даври
ренессанси, Туркияда Амир Темур ва Темурийлар тарихининг ўрганилиши, унинг даврларга
бўлиниши ҳақида маълумотлар берилади. Шу билан бирга, тадқиқотда Амир темур ва


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

109

Тўхтамишхон ўртасидаги муносабатлар, Темурийлар ва Усмонийлар давлати ўртасида
қиёсий таҳлил, Темурийлар давлати инқирози сабаблари таҳлил қилинган.

Калит сўз ва иборалар: Амир Темур, Темурийлар, Дашт императорлиги,

микроплитика, макрополитика, ренессанс, тарихий манбалар, давлатчилик, Амир
Темурга муносабат.

Özet Bu bildiri metninde

, Emir Timur devleti ile diğer devletler arasında diplomatik

ilişkilerin kurulması, Batılı tarihçilerin Timur Devleti ile ilgili araştırmaları, araştırma yapma
sebepleri, René Grousset'in "Bozkır İmparatorluğu", Carter Findley'in "Dünya Tarihinde
Türkler", Jean -Paul Roux, Peter Golden, Christopher Besquith, Frederic Star, Beatrice Forbes
Manz, John Woods, Maria Subtenli'nin eserleri, bu eserler Amir Temur ve devleti hakkında bilgi
vermektedir, Amir Temur'un devlet politikası yıkımdan çok yaratıcılığa dayanmaktadır,
Timurlular dönemi rönesansı, Türkiye'de Emir Temur ve Timurlular tarihinin incelenmesi ve
dönemlere ayrılması ele alınmıştır. Çalışmada aynı zamanda Emir Timur ile Toktamış Han
arasındaki ilişki, Timurlular ile Osmanlı devleti arasında karşılaştırmalı bir analiz ve Timurlu
devletinin içinde bulunduğu buhranın sebepleri incelenmiştir.

Anahtar kelimeler:

Emir Temur, Timurlular, Bozkır İmparatorluğu, mikropolitıka,

makropolitıka, rönesans, tarihi kaynaklar, devletçilik, Emir Temur'a bakış

Annotation: in the article notices, the establishment of diplomatic relations between

Amir Temur's state and other countries, studies of Western historians about the Timurid state,
reasons for conducting studies, René Grousset's "Empire of the Steppe", Carter Findley's "Turks
in World History", Jean-Paul Roux, Peter Golden, Christopher Besquith , Frederic Starr,
Beatrice Forbes Manz, John Woods, Maria Subtenley's works, outlocks on Amir Temur and his
state in these works, Amir Temur's state policy is based on creativity rather than destruction, the
renaissance of the Timurid era, the study of the history of Amir Temur and the Timurids in
Turkey, its division into periods information is provided. At the same time, the relationship
between Amir Timur and Tokhtamish Khan, a comparative analysis between the Timurids and
the Ottoman state, and the causes of the crisis of the Timurid state were analyzed in the study.

Key words and phrases: Amir Temur, Timurids, Steppe Empire, micropolitics,

macropolitics, renaissance, historical sources, statehood, attitude to Amir Temur

Çağatay Hanlığının zayıflamasıyla iktidarı ele geçiren Temür

10

, ahfadı

tarafından devam ettirilecek yeni bir hanedan oluşturarak hanlık mirasına sahip

çıktı. Hanlığın güçlü adamı hâline gelmesinden itibaren Temür, hem hanlık

topraklarındaki birliği sağladı hem de cihan hâkimiyeti iddiasıyla devrin büyük

güçleriyle hesaplaşmalara girdi. Bu hesaplaşmalardan biri de 1402 Ankara

Savaşıdır. Mustafa Kafalı’nın deyimiyle “devrin bütün büyük güçleriyle hesaplaşıp

kazanmış olan Temür, gücü bilinmeyen Çin ile hesaplaşma yolunda iken

ölmüştür.”

10

Türkiye’de sık olarak kullanılan Timur şekli, Temür kelimesinin Arapça ve Farsçalaşmış biçimi olup Golden ve

Manz, eserlerinde bunu net olarak açıklamışlardır [18:1], [14:257].


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

110

Temür’ün Türkistan’da güçlü konuma yükseldikten sonra 35 yıl içinde

gerçekleştirmiş olduğu faaliyetleri, bir yüzyıl yaşayacak olan yeni ve güçlü bir

hâkimiyet meydana getirdi. Bu sebeple Avrupa da dâhil olmak üzere diğer

devletlerin dikkatini çekmekte gecikmedi. Nitekim gerek Avrupa’dan gerek

Çin’den Temür’e diplomatik ilişkiler kurmak üzere elçiler gönderildiği

görülmektedir. Bu durum da, Temür’ün cihan hâkimiyeti iddiasıyla çıkmış olduğu

yolda kat ettiği mesafenin adeta bir göstergesi gibidir.

Modern bilimin ilerlemesiyle özellikle 20. yüzyılın başlarından itibaren tarih

araştırmalarında da ilerlemeler kaydedilmiş ve bu araştırmalar arasında Temür ve

devleti ile ilgili olanlara da rastlamak mümkün olmuştur. Daha önce 2012’de Türk

Tarih Kurumu tarafından yapılan 1402 Ankara Savaşı Uluslararası Kongresinde bu

konuda geniş bir değerlendirmede bulunmuştum

[12]

. Söz konusu çalışmamda

araştırmaları Batı ve Türkiye başlığı altında ele alıp Batının ve ülkemizin geldiği

durumu incelemiştim. Bu yazıda o tarihten sonra çıkmış olan bazı çalışmaları da

ekleyerek araştırma sahasını bugüne kadar getirmeyi amaçladım. Ancak konu

bütünlüğü ve yazarların yaklaşımlarının tam anlaşılması için eski metinde fazla bir

kısaltmaya veya özete gitmeyi doğru bulmadım. Bu şekilde güncel ve bütüncül bir

bakış sunmayı istedim.

BATIDA TEMÜRLÜ ARAŞTIRMALARI

Batı dünyasında Temür ve devleti ile ilgili araştırmaların diğer bozkır

devletlerine göre nispeten geç başladığı ve başka alanlardan bağımsızlaşmasının

yine epeyce geciktiği fark edilmektedir. Temürlüler üzerine bağımsız

araştırmaların bu şekilde gecikmesi, bizi öncelikle genel tarihler içerisine bakmaya

zorlamaktadır. 20. yüzyılın son çeyreğinde ise bu alanda bağımsız araştırma ve

monografilerin çıkmaya başladığını söyleyebiliriz.

Genel Tarihler:

Modern tarihçiliğin geliştiği aşamalarda Temürlüler uzun bir süre genel

tarihler içerisinde değerlendirilmiştir. Bir başka deyişle, Temür ve hanedanı,

Asya’da veya bozkırda kurulan başka devletlerle bir araya getirilerek genel bir


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

111

bölge tarihi dâhilinde araştırılmıştır. Bu araştırmalardan kimisi Temürlüleri bir

bozkır devleti olarak ele alırken kimisi de İran kültür dairesi içerisinde

değerlendirmiştir.

Genel tarihlerde hem kendi devrini hem de kendinden sonraki araştırmaları

etkileyen en önemli araştırıcı şüphesiz Rene Grousset’dir. Grousset,

Bozkır

İmparatorluğu

adlı meşhur eserinde Atila, Çingiz Han ve Temür’ü ön plana

çıkartır. Grousset’nin genel yaklaşımına bakıldığında bu bozkır liderlerine cihan

fatihleri perspektifinden yaklaştığı anlaşılmaktadır. Eser, genel olarak eskiçağdan

itibaren bozkırın önemini kaybettiği yakınçağa kadar olan dönemde bozkırda

kurulan siyasi hâkimiyetleri ele alır. Eserde Temür ve devleti ile ilgili konulara

baktığımızda, Temür’e yine cihan fatihi perspektifinden yaklaşıldığını anlarız.

Ancak Grousset’nin belki de Batı’daki oryantalizmin etkisiyle genel olarak olumlu

özellikleri olumsuz kelimelerle anlattığını gözlemleriz:

Timur çok daha akıllı çıkmıştı. Yirmi beş yaşındaki bu genç adam ortaya çıkmak için
fırsatın çok uygun olduğunu anlamıştı. İli Moğollarının geri dönüşüne karşı Türkistan
Türk direnişinin ümitsiz önderi olarak kendisini ortaya atmamıştı. Tam tersine
ülkesinde süregelen olaylar içinde amcası Hacı Barlas’ın aşiretine ve Keş’teki
beğliğine meşru bir şekilde sahip çıkacak bir çâre görmüştü; bunun için tam sırasında
ve kesin şekilde işgâlci Han Tuğluk Timur’a bağlılığını bildirmiştir. Şerefeddîn’in
kahramanın ağzından bu vesileyle verdiği nutuk küçük bir nezaket dolu

ikiyüzlülük

harikasıdır

: Kaçışıyla ailesinin zor durumlara düşmesine sebep olan amcasının yerine

geçerek Han’a bağlanması kendisine neye mâl olursa, olsun, kendisini umumî
menfaatlere adayacaktı. Böylesine işe yarar bir bağlılıktan memnun olan Tuğluk
Timur, Timur’u mükâfatlandırmış ve Keş’e sahip çıkmasını tasdik etmişti

[15:

386]

.

Grousset’nin Temür’le Mir Hüseyin’in barışmasını anlattığı kısım da tipik

bir oryantalist bakış açısını göstermektedir:

Bundan sonrası, dostluk gösterileri, barışma kucaklaşmaları, hâdislerden örnekler
verme, sonra Türk usûlü ihanetler, darbeler ve toplu idamlar ile hârikâ bir doğuvâri
komedidir

[15:

390].

Rene Grousset, bu kapsamlı çalışmasıyla şüphesiz kendisinden sonra büyük

bir etki bıraktı. Temür’ün adı Atila ve Çingiz Han’la birlikte akla ilk gelen isim

oldu. Kendisinden sonra birçok Batılı araştırıcı da bu üçleme ve benzeşme

üzerinden araştırmalarına devam ettiler.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

112

Yine genel tarihler arasında değerlendirilebilecek bir başka eser, Carter

Findley’in

Dünya Tarihinde Türkler

adlı kitabıdır. Findley, eserini genel dünya

tarihi perspektifinden makro bakışla ele almıştır. Findley’in Batı’daki birçok

araştırmanın aksine Temür’deki Türklüğün daha fazla farkında olduğu göze

çarpmaktadır. Bu sebeple, eserinde doğu Türklüğü ile batı Türklüğü arasında

karşılaştırmalara gidebilmiştir.

Findley, Türklerin yeniçağdaki genel tarihlerinde birbiriyle çelişkili iki akım

görmektedir. Bu akımlardan biri devlet kurarak imparatorluk makropolitikasını

hâkim hâle getirmek, diğeri ise boyların bir merkeze bağlı olmadan bağımsız

hareket ettikleri mikropolitikadır. Findley’in bu iki akımını biraz açıklayacak

olursak imparatorluk makropolitikasında boyların başına buyruk yaşamaktan bir

dereceye kadar vazgeçip merkeze yetki devri yaparak devlet kurmaları

gerekmektedir. Bir merkeze bağlı olmayan mikropolitikada ise boylar birbirinden

bağımsız olarak kendi istedikleri doğrultuda yaşarlar. Doğu Türklüğü ile batı

Türklüğünü çeşitli yönlerden karşılaştıran Findley, Temür’ün tıpkı Osmanlı gibi

merkezî unsurların hâkim olduğu bir devlet kurduğunu yazar. Ancak, Temür’ün

kurduğu yapı, Osmanlı’dan farklı olarak daha kısa yaşamış ve devlet yıkılınca bu

yapı bozulmuştur. Böylece İç Asya’daki Türkler, başına buyruk yaşamayı tercih

etmişler, yani Temür’ün devleti yıkıldıktan sonra bölgeye ikinci akım hâkim

olmuştur. Findley, doğu Türklerinin bu tercihlerinin ve oluşturdukları bir merkeze

yetki devri yapmamalarının kendilerine Rus ve Çin istilalarına mal olduğunu

belirtir

[13: 116-131]

.

Genel tarih açısından bakan Batılı araştırıcılara diğer vereceğimiz örnek çok

üretken bir bilim adamı olan Jean-Paul Roux olacaktır. Roux, Temür hakkında

ayrıca bir monografi yazmış olmasına rağmen

[23]

, diğer kapsamlı eserleri

sebebiyle genel perspektiften bakan araştırıcılar içerisinde değerlendirilmesi

gerekir kanaatindeyim.

Roux, çeşitli eserleriyle bozkırın genel tarihi üzerine yoğunlaşmış olup

kendisinden önce alanda derin etki yaratmış olan vatandaşı Grousset’ye ciddi bir


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

113

eleştirisi vardır. Roux, Grousset’nin Atila, Çingiz Han ve Temür’ü ön plana

çıkarmasının hatalı bir intiba yarattığını düşünmektedir. Ona göre, Çingiz Han’ın

kurmuş olduğu yapı, benzersiz ve olağanüstü olup tarihteki başka hiçbir devletle

karşılaştırılamaz

[22: 19]

.

Roux, bunun yanında hem Çingiz Han hakkında hem de Temür hakkında

Batı’daki ve Türkiye’de bazı çevrelerdeki bir takım alışılmış görüşleri

eleştirmektedir. Bu görüşlerden biri Asya’da tarımsal üretimin çöküşünü sadece

Çingiz Han ve Temür’ün yıkıcılığına bağlamaktır. Araştırıcı, her iki fatihin de

yıkıcı olduğu fikrine katılmakta

[24: 243, 311, 383]

, fakat özellikle tarımsal

üretimdeki çöküşün tek suçlusunun onlar olmadığını belirtmektedir:

… ülkelerin tarımsal çöküntüsünü Timurlenk veya Cengiz Han’a mal etmek ya da bu
ikisinden önce iklim değişiklikleri nedeniyle meydana gelen kuraklıktan onları
sorumlu tutmak her zaman kolay değildir. 1219’da, yani Moğol istilasından önce
coğrafyacı Yakut, örneğin eskiden büyük bir nüfusun yaşadığı, verimli toprakları olan
Herat’ın kuzeyindeki tüm bölgelerin tam bir kuraklık ve tükenmişlik içinde olduğunu
yazar

[21:

506]

.

Temür ve kurduğu düzen hakkındaki değerlendirmelerine gelince özellikle

onun Toktamış ile olan ilişkilerinde son derece insanî bir portre çizer.

Toktamış, Kıpçak Hanlığı’nın İran Azerbaycanı üzerinde eskiden beri varolan
isteklerini kendi hesabına tekrarlamak gibi bir hataya düştü. 1387 ilkbaharında
Derbent’in geçitlerini aştı. O dönemlerde İran’ın hakimi Timurlenk’ti. Bu kez saldırıya
uğrayan kendisiydi, hem de sevdiği ve kendisine her şeyini borçlu olduğunu
düşündüğü –haksız da değildi– Toktamış tarafından. Bu kadar hassas bir gurur
kavramına sahip birinden beklenmeyecek biçimde, sinirlenmekten çok, olanlara hayret
etti ve düşmanını uzaklaştırarak, neredeyse babacan bir tavırla oldukça yumuşak bir
şekilde sitemlerini bildirmekle yetindi

[21:

497]

.

Temür’le Toktamış arasındaki hesaplaşma bununla sınırlı kalmadı.

Toktamış, fırsatını buldukça yine saldırdı ve her defasında yenildi. Bu çatışmanın

sonucunu Roux, şu sözlerle anlatır:

Gurur insanı nerelere götürmüyor ki? Aldığı derse rağmen Toktamış, üçüncü kez
Timurlenk’e karşı saldırıya geçti: Terek üzerinde yeniden bir bozguna, bir felakete
uğradı (Şubat 1395). Bu felaket onun için öylesine büyük olmuştu ki duraksamadan
kuzeyin ormanlarına kaçtı. Bu büyük adam, dört kez kendisinden çok daha büyük bir
adama çatmıştı

[21:

499]

.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

114

Roux’nun yaklaşımından ikili arasındaki ilişkilerde hatayı Toktamış’a

yüklediği anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım da, gerek Türkiye’de gerekse İdil-

Ural’daki bazı eskimiş yaklaşımlardan farklılık göstermektedir.

Roux, araştırmalarında olayları tahlil etmenin yanı sıra kişilik tahlillerine de

girmektedir. Bu kişilik tahlillerinde Temür hakkında vatandaşı Grousset’ye göre

daha itinalı davrandığı görülmektedir. Temür’ün çok kurnaz ve nabza göre şerbet

veren bir kişiliği olduğunu belirten [24:309] Roux, Grousset’nin aksine şunları

kaydetmektedir:

Sinirleri sanıldığı kadar sağlam değildir: önünde korkunç ve kanlı savaş öykülerinin
anlatılmasına dayanamadığını, dilenciliği kabul etmediğini, halkının en azından
yiyecek bulmasına dikkat ettiğini bilmiyor muyuz! İkiyüzlü ve dalavereci olduğu
konusunda emin değiliz. Kendisinin “dürüstlük ve güç” kuralını benimsediğini ve
herkese de bunları dayattığını unutmamalıyız

[24:

311]

.

Temür’ü aynı zamanda ölçüsüz bir hırsı olan büyük bir siyasetçi ve büyük

bir asker olarak niteleyen

[24: 314]

Roux, onun Toktamış ile olan çatışmasını

anlattığı sırada kısa ama ilginç bir kişilik değerlendirmesi daha yapar. Ona göre

Temür’ün “tarzı her zaman başarılı olmak, fakat işleri hiçbir zaman sonuna kadar

götürmemekti”

[21: 498]

.

Temür’ün yıkıcılığını ve hırsını kabul eden araştırıcı, diğer yandan onun ve

ahfadının Maveraünnehir’e bir Rönesans dönemi getirdiğini de belirtmektedir:

Timur bir yandan dünyayı yıkarken öbür yandan Semerkant’ı yaratmıştır. Sanat, bilim
ve edebiyat aşığı olan bu savaşçı, yetenekli ve akıllı olan herkesin önünde eğilmiş,
dehalara büyük saygı duymuş, hatta özgür olmak istediklerini hissettiğinden onları
kendine bağlamaktan kaçınmıştır. Örneğin Mağripli büyük İbn Haldun’la Suriye’de
yaptıkları görüşmeden o kadar hoşnut kalmıştır ki, istediğinde gidebilmesi için onu
serbest bırakmıştır

[22:

353]

.

Temürlüler devrinde Maveraünnehir’de meydana gelen bilim ve sanat

alanlarındaki bu canlanmayı genel olarak bölge tarihiyle uğraşan uzmanlar kabul

etmektedir. Mesela yukarıda kendisinden söz edilen Findley, bu sebeple

Temürlüleri bir “edipler cumhuriyeti” olarak değerlendirir

[13: 127-128]

. Roux da

bu dönemi Temür Rönesansı olarak adlandırır. Ayrıca, Roux daha da derine inerek

Avrupa Rönesansı ile Temür Rönesansının temel bir farkını ortaya koyar. Ona


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

115

göre, Avrupa Rönesansı, antikçağ kaynaklarına dönüş dönemiyken Temür

Rönesansı yaratıcılığın yüceltildiği bir dönemdir

[24: 339]

.

Bu konuda bahsedilmeye değer diğer bir araştırıcı, Türk tarihine yine genel

bir perspektiften bakan Peter Golden’dir. Golden, Türk tarihinin bütününü ele

aldığı eserinde Temür’ü Türk-Moğol-İslam kültürünün ürünü olarak

nitelendirmekte ve usta bir siyaset adamı olarak tasvir etmektedir. Golden’in

Temür ve devleti konusunda daha çok Manz’ın ve Barthold’un araştırmalarından

faydalandığı, ancak aralarda kendi orijinal yorumlarını da kattığı görülmektedir.

Golden, Temür’ün hâkimiyetini yerleşikleşme yolunda bulunan bir göçebenin

hâkimiyeti olarak değerlendirmektedir. Nitekim doğrudan hâkimiyet kurduğu

bölgeler, yerleşik nüfus ile onların göçebe hâkimleri arasında ortak bir hayatın

başlamış olduğu yerlerdi. Golden, Temür’ün doğrudan hâkimiyet kurduğu sahayı

Fars kültürünün yaygın bulunduğu bir saha olarak belirtse de, diğer birçok yabancı

araştırıcıdan farklı olarak Temür ve Temürlülerin kendilerini Fars kültür unsuru

içinde değil, bir kesişim noktasında değerlendirir

[14: 257-259]

.

Bu bölümde son ele alacağımız araştırıcı yine genel bir perspektiften bakan

Christopher Beckwith’tir. Beckwith de daha çok Manz’dan faydalanmasına

rağmen yeri geldiğinde ondan farklı olan fikirlerini belirtme ihtiyacını duyar.

Beckwith’e göre Temür bir göçebe değildi ve kendi devrinin diğer bey ve

savaşçıları gibi tamamen surlarla çevrili bir şehirde yaşıyordu. Temür ve halkının

yaşayış tarzıyla ilgili Beckwith şunları kaydeder:

Timur’un ve onun yükselişi sırasında yanında savaşanların veya aleyhine savaştıkları
kuvvetlerin göçebe olduklarına dâir sıklıkla dillendirilen, Manz (1989) dâhil, görüş
doğru değildir. Bunlar sürülerini güden göçebeler değillerdi ve Orta Asya’nın çiftçi-
şehirli bölgelerinde ve bu civarlarda yaşıyorlardı

[7:

167]

.

Beckwith, tıpkı Golden ve Findley gibi, Fars kültürü konusunda diğer

Batılılardan ayrılmaktadır. Rönesans’ı bütün Avrasya’da yayılan bir akım olarak

gören Beckwith, İslam dünyasında Rönesans’ın Temür devrinde başladığını

kaydeder. Şiir, resim ve mimarîde bu devirde büyük atılımlar olduğunu

örnekleriyle belirtir. Birçok Batılı araştırıcı Temürlüler devrindeki mimarîyi İran


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

116

kültürüne mal ederken Beckwith, tersine bu mimarînin Fars mimarî tarzının atası

olduğunu vurgulamaktadır

[7: 172, 195]

.

Temürlüler üzerine bahsedeceğimiz genel tarihlerden bir diğeri

yukarıdakilere göre daha yeni bir araştırma olan

Kayıp Aydınlanma

kitabıdır

[25]

.

Kitabın yazarı S. Frederick Starr, Amerika’da Sovyet ve Sovyet sonrası

araştırmalarında önde gelen bir uzmandır. Daha çok güncel konularla ilgili

çalışmalar yapmış ve uluslararası ilişkiler alanının da önemli simalarından

olmuştur. Temürlüler açısından bir genel tarih olarak değerlendirebileceğimiz

Kayıp Aydınlanma

’da Starr’ın birçok konuda klasik Batılı bakış açısından farklı

görüşlere sahip olduğu tespit edilebilir. Nitekim, Asya’ya veya Avrupa’ya

odaklanan haritaların gerçeği tam yansıtmadığını ifade eden araştırıcı, Türkistan

bölgesini Avrasya kütlesinin tam merkezi olarak değerlendirir. Starr, araştırmasına

çarpıcı bir şekilde başlayarak yıldızlar âleminde başka güneş sistemleri olup

olmadığı sorusunu Batı’daki Giordono Bruno’dan altı yüz yıl önce İbni Sina’nın

sormuş olduğunu belirtir

[25: 1-2]

.

Starr, Temürlüleri Türkistan’ın son büyük kültürel ve entelektüel dönemi

olarak nitelendirir. Araştırmanın ana odak noktası, Türkistan bilim tarihidir. Bu

sebeple siyasi gelişmelerden ziyade, kültürel, ilmî ve entelektüel gelişmeler dikkate

alınmıştır. Starr’a göre, Temürlüler ilmî gelişmeden ziyade estetik gelişmeye önem

vermişlerdir. Uluğbek ve devrini bir istisna olarak gören araştırıcı, medrese ve

rasathanesi ile ciddi bir ilmî ilerlemenin başladığını fakat bunun devam

ettirilemediğini belirtir. Starr’ın diğer bir ilginç görüşü Osmanlı, Safevi ve

Babürlüleri, Temür devletinin kültürel ve entelektüel mirasçısı olarak görmesidir

[25: 478-515]

.

Burada sözü edilenlerin dışında da Temür ve devletinden bahseden birçok

genel tarih mevcuttur. Bunların yanında birçok Batılı araştırıcı, yerleşik bakış

açısının etkisiyle, Temürlüleri İran tarihinin bir alt konusu olarak incelemiştir.

Genellikle Türkistan tarihi üzerinde uzmanlaşmamış olanlardan yayılan bu bakış

açısı, Temürlüleri dar bir kapsam içerisine koymakta olup tarihî olguyu pek


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

117

yansıtmamaktadır. Çünkü İran’ın hem coğrafyası Temürlülerin coğrafyasına göre

daha dardır; hem de Temürlüler, hâkimiyet ve devlet gelenekleri bakımından

İran’dan daha farklı bir ekolün temsilcisidirler. Eğer İran terimi dar bir kapsam

içerisinde ele alınmıyor da tarih öncesinden gelen İran-Turan perspektifinden ele

alınıyorsa, Temür ve oğulları hem gelenek bakımından, hem meşruiyet anlayışı

bakımından, hem de yaşayış bakımından şüphesiz Turan tarafında

değerlendirilmelidirler. Coğrafî olarak İran’ı kapsamış olmaları onları İran

tarihinin bir alt konusu değil, İran coğrafyasını Temürlüler tarihinin bir alt konusu

yapar.

Monografiler:

Batılı araştırıcılar, 20. yüzyılın neredeyse son çeyreğine kadar Temürlüler

tarihini sadece genel bakışların içinde değerlendirmiştir. Çingiz Han ve oğullarına

göre Temür ve ahfadı, çok daha geç bir devrede bağımsız olarak araştırılmaya

değer görülmüştür.

Batıda Temürlü tarihinin bağımsız bir araştırma alanı olarak ortaya çıkışı

ancak Beatrice Forbes Manz ile olmuştur. Manz, Temür ve devleti üzerine

uzmanlaşmış ve bu alanda ortaya koyduğu eserlerle

[17]

,

[18]

, artık Temürlü

tarihinin özel olarak ele alınmasını sağlamıştır. Bu alanda yazdığı monografisine

Temür’le ilgili şiirsel denebilecek bir girişle başlar:

Timurlenk Avrasya’da bir kasırga gibi esmiş ve bütün dünyaca bilinen bir isim
bırakmıştır. Seferlerinin anlatımı uzun ve canlıdır. 1382’den 1405’e kadar orduları
Delhi’den Moskova’ya, Orta Asya’nın Tanrı Dağlarından Anadolu’daki Toros
Dağlarına kadar ülkeleri yeniden ve yeniden fethederek, bazı şehirleri yerle bir edip
bazılarını bağışlayarak Avrasya’yı bir uçtan öbür uca geçmişlerdir. Temür’ün
faaliyetleri bitmek tükenmek bilmezdi. Hayatı boyunca bazen bir arada bazen bütün
ülkeye yayılmış bir şekilde olmak üzere ordularını daima hareket hâlinde tuttu.
Neredeyse hiçbir zaman onlara dinlenme fırsatı vermedi

[18: 1]

.

Manz, Temür’ü ve kurduğu sistemi incelerken Temür öncesindeki yapı,

Temür’ün ortaya çıkışı, bu yapıyı değiştirmesi ve kendisinden sonraki hâkimiyet

kavgası üzerinde durmaktadır. Temür devrini adeta bir konar-göçerlikten yerleşik

kültüre geçişin ön aşaması olarak gören araştırıcı, bu sonuca onu kendisinden

önceki konar-göçer fatihlerle karşılaştırmak yoluyla ulaşır. Temür’ün onlardan


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

118

farkı, konar-göçer olmasına rağmen merkezini eski fatihler gibi bozkıra değil, ekili

alana, yani yerleşik bölgeye kurmuş olmasıdır

[18: 1-2]

.

Beatrice Forbes Manz, Temür’ü bir monografi olarak ele almasına rağmen

araştırmasında onunla sınırlı kalmayarak onu hem kendi öncesiyle hem de

çağdaşlarıyla karşılaştırmaktadır. Bu suretle Temür’ü tarihî süreç içerisinde daha

iyi anlamamıza yardımcı olur. Bu bağlamda Temür ve devletini sık sık Çingiz Han

ve devletiyle karşılaştırdığını, bunun yanında Selçuklu ve Osmanlı’yla da

karşılaştırmayı ihmal etmediğini söyleyebiliriz. Bu karşılaştırmaları bir

özetleyecek olursak Temür ve Temürlüler, bozkır kökenli olmalarına rağmen,

yerleşik alanlara da hâkim olmuş ve Türk-Moğol kültürünü İslamî kültürle

bağdaştırmayı başarmış yöneticiler olarak görünürler. Bu yönleriyle Osmanlı’ya

benzemekte, ancak İslamî geleneği yeterince özümsememiş olan Selçuklu ve

Moğollardan ayrılmaktadırlar

[18: 2]

.

Araştırmalarında Manz’ın daha çok üstünde durduğu konular siyaset,

yönetim ve güç olarak ön plana çıkmaktadır. Bu konularda yine Çingiz Han’la

karşılaştırmalar devreye girmektedir. Manz, Çingiz Han’ın zorla yeni bir sistem

kurduğunu; Temür’ün ise mevcut olan bir sistemi alt-üst ederek kendine

uydurduğunu belirtir. Bu alt-üst ediş boy sistemine dayalı yapıyı bozarak

bürokraside yükselmeyi tamamıyla kendisine bağlaması şeklinde ortaya çıktı.

Dolayısıyla Temür, sistemi kişiselleştirdi. Bu kişiselleştirme aslında Manz’ın

cevabını aradığı Temür sonrası ortaya çıkan uzun ve yıkıcı hâkimiyet kavgasının

da sebebini oluşturuyordu. Manz’a göre Temür’ün geride bıraktığı problem güçlü

birkaç şehzade olması değil, genel olarak şehzadelerin çok güçsüz olmasıydı

[18:

151-152]

.

Temür üzerinde duran bir başka araştırıcı John Woods’dur. Woods, daha çok

tematik bir açıdan Temür hanedanını işleyen kısa bir kitapçık kaleme almıştır

[33]

.

Woods, bu eserinde

Muizzü’l-Ensâb

’a göre Temür ve ahfadının şecerelerini ortaya

koymaya çalışmıştır. Araştırıcı,

Muizzü’l-Ensâb

’ın tamamlandığı 1426 tarihinde

Çingizoğullarının birçok bölgede fiilen hâkimiyetlerini kaybettiklerine, onların


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

119

yerlerine beylerin duruma hâkim olduklarına dikkat çekmektedir. Temür de bu

beylerden biridir. Woods, dikkat çektiği bu noktada Temür’ün yanı sıra Şeyh

Hasan Celayir, Kemereddin Duğlat ve Edigü Mangıt gibi örnekleri de vererek

Çingizoğullarının aslında çok geniş bir sahada gerçek hâkimiyeti kaybettiğini

vurgular. Ancak bu yok oluşa rağmen, Çingiz soyunun etkili ve hayatî bir itibarının

özellikle sosyal ve idarî kurumlarda uzun süre devam ettiğini de belirtir

[33: 6]

.

Araştırıcı önce Temür’e kadar Barlas boyunun şeceresi üzerinde kısaca

durmuş, bu arada şahıs adları incelemesine de girmiştir. Nesiller arasında şahıs

adlarında Arapça’nın baskın gelmesini Barlas boyunun Müslümanlaşması şeklinde

yorumlamaktadır. Woods’a göre bu durum, sonraki Temür kroniklerinde yazılan

Barlas boyunun Maveraünnehir’in şehirli bölgelerinde yerleştikleri yönündeki

kayıtları da desteklemektedir

[33: 10-11]

. Woods, nihayet Temür’ün çekirdek aile

listesini verdikten sonra, oğulları Ömer Şeyh, Cihangir, Miranşah ve Şahruh’un da

ahfadını

Muizzü’l-Ensâb

’ı temel alarak listelemektedir

[33]

.

Temürlü uzmanları arasında diğer bahis konusu edeceğim bir araştırıcı

Maria Subtelny’dir. Subtelny’nin, Temür ve devletini bir teoriye oturtmaya

çalıştığı görülmektedir. Temürlülerle ilgili olan eserinde

[26]

araştırıcı, Weber’in

normalleşme teorisini kullanmış ve bunu Temür devletine uygulamıştır.

Öncelikle Weber’in normalleşme teorisinin ne olduğunu kısaca izah etmekte

fayda vardır. Bu teori, yine Weber’in üç hâkimiyet türü teorisinin bir devamıdır.

Weber’e göre bu üç hâkimiyet türü, karizmatik hâkimiyet, geleneksel hâkimiyet ve

kanunî hâkimiyettir. Bunlardan kişiye bağlı olan karizmatik hâkimiyet, diğer iki

hâkimiyet türünün içinden çıkarak bunları tehdit eder ve bozar. Ancak bu

karizmatik hâkimiyet süreklilik göstermez. Bu tür hâkimiyeti kurmuş olan kişiden

sonraki liderler, genel sosyal ortama uyum sağlarlar. Böylece bürokrasi yoluyla

karizmatik hâkimiyetten geleneksel veya kanuni hâkimiyete doğru bir geçiş yaşanır

[32: 215-255]

.

Subtelny, eserinde Temür’den sonra göçebe yağma ekonomisinin sınırlarının

zorlanmaya başladığından ve bu sebeple Temür’ün vârislerinin devleti tarımsal


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

120

ekonominin üzerinde yeniden yapılandırdıklarından bahseder. Bu ekonomik

değişimin devletin hâkimiyet sisteminde de bir değişim getirdiğini belirten

araştırıcı, Temür’ün ahfadının devleti yerleşikliğe dayalı İran İslam modeline göre

yeniden örgütlemeye çalıştıklarını savunur. Böylece Subtelny’e göre Temür’ün

kurmuş olduğu karizmatik hâkimiyet, Weber’in teorisine uygun olarak dönüşüm

geçirerek normalleşmiştir

[26]

.

Şüphesiz Weber, Asya’da Çin ve Hindistan gibi bazı ülkelerin toplumsal

yapılarıyla uğraşmış ve bunlarla ilgili bir asra yakın bir süre kabul gören yorumlar

yapmıştır. Ancak, Avrupa, Çin ve Hindistan gibi yerleşik kültürlerle uğraşmış olan

Weber’in teorilerini bozkıra uygulamak biraz zordur. Kaldı ki, mesela yerleşik

kültürlerden Çin üzerine yapmış olduğu yorumlar da 20. asrın sonlarından itibaren

eleştirilmeye başlanmıştır. Temür ve devletini bir teoriye göre incelemek

gerekiyorsa bir buçuk asır süren ve konar-göçerlikten yerleşikliğe doğru giden bu

devleti, Temür’le de görüşmüş olan İbn Haldun’un göçebe hanedanların ömrü ile

ilgili teorisiyle karşılaştırmak daha uygun düşmektedir.

Bu bölümde sözü edilen araştırmaların dışında Batı’da Temürlülerle ilgili

ayrıca sanat ve mimari üzerine tematik eserler bulunmaktadır. Bunlar daha çok

sanat tarihi alanında olduğu için bu eserler burada ele alınmamıştır.

***

Temür ve devleti üzerinde Batı’da yapılan araştırmaları genel olarak şu

şekilde değerlendirmek mümkündür. Temür, çoğunlukla Grousset’nin etkisiyle

Atila ve Çingiz Han’la birleştirilip cihan fatihleri perspektifinden ele alınmıştır. Bu

yaklaşımın olumlu tarafı, Temür’ün tarihî perspektifteki yerini geniş bakış açısıyla

anlamamızı sağlamasıdır. Diğer yandan, bu yaklaşımın uzun süre devam etmesi

Temür ve devleti araştırmalarının bağımsız bir alan olarak derinlemesine

incelemesini geciktirmiştir denilebilir. Manz’ın araştırmalarıyla Temür ve

devletinin derinlemesine incelemeleri başlamıştır. Başta Manz olmak üzere

Temürlü uzmanları, Temür ve devletini çağdaşlarıyla karşılaştırarak, bu yapının

kendi çağında bulunduğu yeri anlamamızı kolaylaştırmıştır. Batı araştırmalarının


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

121

birçoğunda görülen önemli bir yanılgı ise Temür ve devletini İran tarihinin bir alt

konusu yapmalarıdır. Bu hatalı bakış, muhtemelen konar-göçer yapıyı yeteri kadar

anlamamaktan doğmuştur. Ancak son dönem genel tarihçileri bu konuda daha

gerçekçi bakabilmişlerdir.

TÜRKİYE’DE TEMÜRLÜ ARAŞTIRMALARI

Özelde Türkiye’de, genelde Türk Dünyasında geleneksel dönemden

başlayarak Temür algısı çelişkili bir seyir izler. Bu sebeple 19. yüzyılda bütün

Türk Dünyasına yayılmış olan algıya bir göz atmak gerekmektedir. Sonra da

Türkiye’de cumhuriyetin ilanından itibaren başlayan yeni dönemden günümüze

kadar olan Temürlü araştırmaları da bu bölümde incelenecektir.

Kökler:

Bu bölümde Türk Dünyasının geleneksel tarih anlayışını anlayabilmek

açısından eserlerinde Temür ve devletine yer vermiş olan üç âlimin bakış açılarını

karşılaştıracağım.

İlk ele alacağım âlim, İdil-Ural sahasından Şehabeddin Mercânî ve onun

Müstefâdü’l-Ahbâr fî Ahvâl-i Kazan ve Bulgar

adlı eseridir

[28]

. Mercânî, İdil-Ural

sahasında modern manada tarihçiliğin başlatıcısı ve millî uyanışın ilk

temsilcilerinden biri olarak görülmektedir. Eserinde ümmetten millete geçiş

aşamalarının ilk örnekleri görülen Mercânî, Temür hakkında son derece olumsuz

fikirler beyan etmektedir. Mercânî, Temür’ün ortaya çıkışından “

Timur fitnesi

[28: 91]

olarak bahsetmektedir. Temür’ü bozguncu ve kan dökücü olarak gören

âlim, ayrıca onun Rusların güçlenmesine sebep olduğu fikrindedir

[28: 145]

.

11

Diğer bir âlim, Doğu Türkistanlı Molla Musa Sayrâmî olup Doğu Türkistan

tarihinin özellikle 19. yüzyıl tarihini anlattığı

[9: 29]

Târih-i Emniye

adlı eserinin

başlarında Temür’den bahsettiği görülmektedir. Temür’ü tıpkı Çingiz Han gibi

kendi ata devleti olarak görüp yücelten Sayrâmî,

“Timurnıng sekizinçi atası bilen

Çingiz Kaannıng törtinçi dadası birdurlar”

[9:56’dan naklen 19:14]

ifadesiyle

geleneksel anlamda ikisi arasındaki soy birliği inancını da vurgulamaktadır.

11

Mercânî ve Sayrâmî’nin Temür’e yönelik yaklaşımlarını ayrıca bir başka bildiriyle de değerlendirmiştim

[11]

.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

122

Sayrâmî, her ne kadar doğrudan doğruya Temür üzerine yazmış bir âlim değilse de

bölgede geleneksel anlamda Temür’e olan bakış açısının eserine yansıdığı

görülmektedir. Bu sebeple bölgedeki anlayışı yansıtması açısından bir örnek

şeklinde değerlendirilebilir.

Bu bölümde Temür’e yaklaşımını inceleyeceğim üçüncü âlim Osmanlı

coğrafyasından Namık Kemal’dir. Osmanlı’daki aydınlanmanın önde gelen

temsilcilerinden olan ve vatan şairi olarak nitelendirilen âlimin Osmanlı Tarihi

üzerine de bir eser yazdığı bilinmektedir. Namık Kemal’in bu eserinde Yıldırım

Beyazıt’ın Temür’le olan mektuplaşmalarını ayrıntılarıyla verdiği, ikisi arasında

gelişen ilişkiyi detaylı bir şekilde incelediği, Ankara Savaşı ve sonrasıyla ilgili

rivayetleri de tartıştığı görülmektedir. Namık Kemal her iki hükümdarı da büyük

hükümdarlar olarak nitelemiş ve ikisi arasında bir çatışmanın kaçınılmazlığı

üzerinde durmuştur. Namık Kemal’e göre her iki hükümdar da cihan hâkimiyeti

iddiasında olup, eninde sonunda birbiriyle hesaplaşacaktı. Ancak, yanlarındaki

yöneticiler onları bir süre engellemeyi başarmışlardı. Beyazıt’ın yanındakiler,

Sivas’ı bırakırsa Temür’ün üstüne gidilmemesini telkin ederken, Temür’ün

yanındakiler de Sivas’ın tahribiyle Osmanlı’ya yeterli bir ders verildiğine kendisini

iknaya çalışıyorlardı

[20: 327-328]

:

İki tarafta da bu fikre can ve gönülden katılmayanlar yalnız Timur ile Bayezıd idiler.
Onlar bu fikirlere iştirak etmediler ama, uymak zorunda kaldılar. Böylece arada bayağı
bir uyuşma oldu. Fakat bu uyuşmanın gerçeği, Timur’un, Bayezıd ile, Bayezıd’ın da
Timur ile çıkaracakları bir savaş için etrâflarını da yanlarında bulunduracakları bir
savaş bahânesini aramaktan ibârettti. İkisinin de gayelerine erişmeleri için bir tek çâre
kalmıştı, o da evvela karşısındakini saldırıya geçirmekti

[20:

328]

.

Namık Kemal, Temür’ün yanındaki Çağatay Hanı Mahmut hakkında ise son

derece olumsuzdur:

Cengiz soyundan olan Mahmud Hân’ın pâdişahı yakaladığı zaman onun ellerini
bağlamış olduğu, Turan târihlerinde yazıldı. Mahmud Hân’dan bu kötü hareketi
beklemek normaldir. Çünkü, zâten kötü fıtratta idi. O derece kötüydü ki Çağatay
hânlığı üzerinde olduğu halde Timur güya ona bağlı bulunuyordu. Halbuki hem
Timur’un hizmetinde cellâtlığını yapardı, hem de tiyatro pâdişahları gibi hânlık dâvâsı
ile öğünmekten geri kalmazdı. Mahmud Hân o kadar alçaktı ki, bir insanın zavallılığı
karşısında ona hürmet gerektiğini anlayacak kalbe sahip değildi

[20:

350]

.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

123

Namık Kemal, Temür hakkında çok olumsuz olmamasına rağmen son

tahlilde ona karşı Beyazıt’ı yüceltir:

Bayezıd, tâlihsizlikler içinde yok olup eridi. Bütün bunlara rağmen, devrinin en büyük
pâdişahı olduğunu ve askeriyle kendisine galip gelen Timur’u, metânet, ahlâk ve diğer
savaşlarında elde ettiği şöhreti ile yenmiş olduğunu kabûl etmek lâzımdır

[20:

356]

.

Yukarıdaki örneklerden anlaşıldığı üzere Türk dünyasında geleneksel

devirde Temür ve devleti hakkındaki algılar çelişkilidir. Bu çelişkinin sebeplerini

tahmin etmek mümkündür. Burada âlimlerin yetiştikleri ortam rol oynamaktadır.

Osmanlı coğrafyasından olan Namık Kemal, Yıldırım Beyazıt’ı savaşı

kaybetmesine rağmen Temür’e üstün görmektedir. Temür’ün mağlubiyete uğrattığı

Toktamış’ın coğrafyasından olan Mercânî ise İdil-Ural’daki karışıklıktan ve

Rusya’nın güçlenmesinden Temür’ü sorumlu tutmaktadır. Türkistanlı Sayrâmî’ye

gelince o, Temür devletini kendi ata devleti olarak görmektedir. Türk dünyasının

Temür’e yaklaşımındaki bu geleneğe temas ettikten sonra modern Türkiye’deki

araştırmaların gelişimine bakabiliriz.

Cumhuriyetin İlk Devresi:

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte bir yandan Osmanlı dışı Türk tarihine

önem verilirken diğer yandan birçok yabancı bilim adamını ülkeye çekme stratejisi

uygulanmıştır. Bu şekilde Türkiye’ye gelen bilim adamlarından biri de

Barthold’dur. Barthold, Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde bir yıl ders vermiş,

hem burada yetiştirdiği öğrenciler vasıtasıyla hem de daha sonra bu derslerin kitap

hâline getirilmesiyle Türkiye’de önemli bir etki bırakmıştır. Bu sebeple

Türkiye’deki Temürlü araştırmalarına bakarken onun da yaklaşımını öğrenmek

önem taşımaktadır.

Barthold, tıpkı yukarıda incelenen Roux gibi hem Temürlüler üzerine bir

monografi kaleme almıştır

[6]

hem de geniş bir perspektiften Türk tarihine

bakmaktadır. Barthold, Temür’ü cihan hâkimiyeti amacında olan bir hükümdar

olarak görmektedir

[5: 303]

. Temür’ü konar-göçerlikten yerleşikliğe geçişin bir

aşaması olarak niteleyen Barthold, Temür’ün şehirleri küçük gören konar-göçer bir

gelenekten gelip bir şehri başkent yapması üzerinde durur

[5: 298-299]

. Barthold’a


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

124

göre Temür, kendisinden önceki geleneğin aksine bir inşa faaliyetine girişmiş ve

bunu miras olarak ahfadına bırakmıştır. Sonuçta torunu Uluğbek devrinde bu

faaliyet dedesininkilerden de çok daha üstün bir seviyeye ulaşmıştır. Ancak,

Barthold da diğer yabancı araştırıcılar gibi, Temür ve devletinin medeniyetini İran

sahası içerisinde değerlendirerek, Temürlüleri İran medeniyetini kabul etmiş

Türkler olarak görür

[5: 308]

.

Burada incelemeye konu edeceğimiz diğer bir araştırıcı Türkiye’de Genel

Türk Tarihi alanının kurucusu olan Zeki Velidi Togan’dır. Togan, yapmış olduğu

araştırmalarla Türkiye’deki Osmanlı merkezli Türk tarihinin yanına Osmanlı ve

Osmanlı dışından oluşan genel bir perspektif eklemiştir. Bu genel bakış içerisinde

Temür ve devletine de önemli bir yer ayırmıştır.

Umumî Türk Tarihine Giriş

eserinde Ankara Savaşına giden yol üzerinde de ayrıntıyla durmuştur. Togan,

Temür’ün aslında bu savaşı istemediğini, amacının Osmanlı’yla dostluk kurup

batıyı emniyete alarak Çin seferine çıkmak olduğunu belirtmektedir. Ancak ona

göre, öncelikle Beyazıt düşmanlığı tercih etmiş, ayrıca her iki hükümdarın da

gururu ve geri adım atmaması bu savaşa sebep olmuştur

[30: 347-349]

.

Togan’ın Temür ve devleti hakkındaki bir diğer önemli değerlendirmesi din

ve devlet ilişkileri üzerinedir. Temür’ün şeyhlerle ilgili yaklaşımı hakkında Togan

şunların kaydeder:

Temür ise sûfî mezhepleri ve tarikatin orduda taammümünü katiyetle menettiği halde,
orduya sokulan şeyhleri minareden attırmış, şeyhe mürid olan beğ ve erleri kılıçla
i’dam ettirmiştir

[30:

387]

.

Togan’a göre Temür’ün bu sert tedbirlerine rağmen, kendisinden sonra

tarikatlar gittikçe duruma hâkim olmuşlar ve devletin de yıkımına sebep

olmuşlardır:

Şeriatçiler her yerde muhakkak iktidar istemiş, sonunda bu yüzden devletin iflâs
edeceğini bilseler dahi, bunda ısrar etmişlerdir. Türe ve yasa’nın tesirini azalttıktan
sonra onun hâmileri olan Türklerin yerine ulemayı, İranlıları getirmiş; kendileri
türe’ye uymuş görünerek, İranlıları “divanbeği”, “içki” (enderunî, yani hükümdarın
mahrem müşaviri) ve “yargu emiri” nasbettirebilmişlerdir. Bunları hükümdarın
ihtiyarlığından yahut diğer fırsatlardan istifade ederek, yaptırdıktan sonra, padişahın
ordu kumandanını da ele almış, onu ordu teçhizatı yerine şeyhlerin dualarını elde
etmenin kâfi olduğuna ikna etmiş ve böylece Temürlüler memleketini, medeniyet ve


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

125

servet itibariyle kemaline erdiği bir devirde türecilerle birlikte batırmıştır

[30:

387-

388]

.

Cumhuriyetin ilk devresinin tarihe yaklaşımını anlamak bakımından burada

o devrin ders kitabı taslağı olarak hazırlanan

Türk Tarihinin Ana Hatları

’na da bir

göz atmak önem arz etmektedir. Kitabın adı

Türk Tarihinin Ana Hatları

olmasına

rağmen aslında içerik açısından Türk Tarihini merkeze alan bir tür Dünya tarihi

olduğu görülmektedir. Kitabın esas amacının Türklerin dünya tarihindeki yerini ve

rolünü göstermek olduğu anlaşılmaktadır. Kitabın Temür’le ilgili kısmına

bakıldığında yabancı araştırıcıların tersine burada Temür’ün Türklüğünün

vurgulandığı göze çarpmaktadır

[31: 413]

. Kitabın Temür-Beyazıt ilişkileri

konusunda son derece objektif bir dil kullandığını söyleyebiliriz:

Bundan sonra Timur’la Osmanlı Padişahı Birinci Bayazıt arasındaki rekabet ve
husumet gittikçe arttı. Sultan Bayazıt’ın Mısır Padişahı Berkuk’a, Timur aleyhinde bir
ittifak teklif etmesi ve Sıvas Emîri Burhanettin’in vefatında Bayazıt’ın Karaman’ı zapt
etmesi Timur’la arasındaki felaketli savaşa sebep olmuştur

[31:

420]

.

Kitap, Temürlüler devrini siyasi ve sosyal bakımdan bir çöküş devresi, fikir

hayatı bakımından ise Müslüman tarihinin en parlak devirlerinden biri olarak

nitelendirmektedir

[31: 423]

. Temür ve devleti konusuna genel olarak bakıldığında

Asya’da genel siyasi durumu vermesi gibi tahlillere girmesi sebebiyle 1930 yılında

basılan kitabın, bu konuda kendi devri için oldukça ileri bir ilmî seviyeyi temsil

ettiği söylenebilir

[31: 414-418]

.

Bu bölümde son olarak yine devrin bakış açısını yansıtması sebebiyle bir

hukukçuya temas etmek istiyorum. Cumhuriyetin ilk devresinin önemli

aydınlarından olan Mahmut Esat Bozkurt, Temür üzerine kısa bir eser yazarak ana

kaynak niteliğinde Temür’ün Tüzükât’ını kullanmış ve Temür devletini daha çok

hukukî açıdan ele almıştır. Temür’ün kurduğu devlet sistemi üzerinde duran

Bozkurt’un amacı Temür’ün Türklüğünü vurgulamak ve devlet sistemini bugüne

örnek göstermektir. Bozkurt, eserinde zaman zaman Batıyla karşılaştırmalar

yapmış ve bu sırada Voltaire gibi düşünürlerin eserlerinden de faydalanmıştır.

Bozkurt, ayrıca Temür’le Atatürk karşılaştırması da yapmış ve Atatürk’ün Temür

hayranlığı üzerinde durmuştur

[8]

.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

126

Temürlüler Araştırma Alanı:

Bu bölümde ilk bahsedilmesi gereken araştırıcı şüphesiz İsmail Aka’dır.

Aka, monografilerle Temürlü araştırmalarının Türkiye’de bağımsız bir araştırma

alanı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Çeşitli eserleriyle

[1]

,

[2]

Temürlülerin

sosyal, siyasi, kültürel ve teşkilat tarihini ortaya koymuştur. Ayrıca hâkimiyet

mücadeleleri, zirai, ticari ve imar faaliyetleri üzerinde de ayrıntılarıyla durur. Aka,

Maveraünnehir’deki kültürel canlanmanın yanı sıra dinî cereyanlara da

değinmiştir. Bu konuda özellikle Şahruh’la ilgili eserinin son kısmı önemli bir

örnek oluşturmaktadır:

Şahruh ve oğullarının samimî Sünnî olmaları ve Sünnî tarikatların bilhassa Şahruh’un
şahsında kuvvetli bir koruyucu bulmuş olmalarına rağmen, medreselerden yetişen
Sünnî din adamlarının Osmanlı Devleti’nde de olduğu gibi, göçebeler içine gitmeyip,
şehirlerde yaşamaları, Şiîlik cereyanının gittikçe kuvvetlenerek halk arasında büyük
çatışmaların çıkmasına yol açmıştı. Sonunda Sünnîliğin temsilcileri, gittikçe gelişen
Şiîliğe karşı girişilen mücadelelerde başarı gösteremeyecek duruma düşmüşler ve
Şiîlik, dinî görüşlerini mutaassıp taraftarlarından sağladığı askerî güç ile birleştirilerek,
Safevî Devleti’nin doğmasına sebep olduğu gibi, daha sonraları Türkistan’daki öteki
Türk-İslâm devletleri ile Osmanlılar arasındaki münasebetlerin kesilmesine de yol
açmıştı.

[1:

219]

Temürlüler hakkında bahsedilmesi gereken bir diğer eser, Gülçin

Çandarlıoğlu’nun Temürlülerin doğuyla ilişkilerini inceleyen eseridir

[10]

.

Çandarlıoğlu, eserinde Temürlülerden Çin’e giden elçi Gıyaseddin Nakkaş’ın ve

Çin’den Temürlülere gelen elçi Çın Çıng’ın raporları ile hükümdarların birbirlerine

olan mektuplarını neşretmiştir. Ayrıca Orta Asya’dan Çin’e giden elçilik

heyetlerinin kronolojik bir dökümünü de vermiştir. Çandarlıoğlu’nun eseri, hem

ülkemizde hem de Batı’da Temürlüler konusunda pek de üzerinde durulmayan bir

alanı alması bakımından önemlidir. Temürlüler ile Çin ilişkileri üzerine daha sonra

bir Macar araştırıcı da çalışmıştır

[35]

.

Günümüz Temürlü araştırmalarının önde gelenlerinden olan Hayrünnisa

Alan, Temürlüler üzerine birçok eser kaleme aldığı gibi ayrıca bir de monografi

yazmıştır. Alan, Temürlüleri konar-göçer yerleşik ilişkileri açısından ele almakta

ve adeta bir geçiş dönemi olarak görmektedir. Eserinde, Batı ve Osmanlı

literatüründe genellikle yıkıcı olarak vurgulanan Temür hakkında dikkat edilmeyen


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

127

bir ayrıntıyı vurgulamaktadır. Alan, Temür’ün şehir ve kaleleri yıkmasının

sebebinin buralara muhaliflerin yerleşmesini engellemek olduğunu kaydeder. Yani,

Batı ve Osmanlı’da görülen Temür’ün adeta yıkmak için yıktığını ifade eden

görüşleri çok gerçekçi bulmamaktadır. Bunun kanıtlarından biri Temür’ün

savaştığı bölgelerde yıktığı şehirlerin aksine hâkimiyetinin merkezi olan Horasan

ve Maveraünnehir’de şehirleri mamur hâle getirmesidir. Nitekim bu durum

haleflerince de artarak devam ettirilmiş ve sonuçta Temürlüler mamur şehirli bir

medeniyet hâline gelmişlerdir. Araştırıcı, konar-göçerlikten şehirliliğe doğru olan

bu gidişatı edebî bir ifadeyle “bozkırdan cennet bahçesine” geçmek olarak

adlandırmıştır

[3: 311-312]

.

Bir diğer çalışma, Musa Şamil Yüksel’in

Timurlularda Din-Devlet İlişkisi

adlı eseridir. Din-devlet ilişkilerini ele alan eserde Temürlülerde din ile devlet

arasında yoğun bir ilişki olduğu ve zaman zaman dinin devlet işlerini etkilediği

belirtilir. Ancak araştırıcı, Temürlülerde genel olarak hükümdarların bir tercih

yapmak zorunda kaldıklarında din adamları yerine devletin bekasını üstün

tuttuklarını önemle vurgular

[34]

.

Temür hakkındaki yeni çalışmalardan birisi

Emir Timur Yıldırım Bayezid

adını taşımaktadır

[27]

. Tarkan Suçıkar tarafından yapılan araştırma, Osmanlı

tarihî kaynaklarında her iki hükümdara yönelik algıları inceleyen bilimsel bir

çalışmadır. Suçıkar, 15 ve 17. yüzyılda yazılmış Osmanlı kroniklerinde her iki

hükümdara yönelik olumlu ve olumsuz bakış açıları üzerinde durmuştur. Yazara

göre Osmanlı kaynaklarının yer yer her iki hükümdarı da övdüğü veya yerdiği

hususlar vardır. Bu bakışları ayrıntılarıyla ortaya koyan yazar, olumlu veya

olumsuz bakışların muhtemel sebeplerini de tartışmıştır. Ayrıca yeri geldiğinde

Osmanlı bakışını, döneminin Arap ve Bizans gibi başka tarihçilerin bakışlarıyla da

karşılaştırmıştır.

Temürlüler üzerine yeni çıkan araştırmalardan birisi Ahat Andican’ın

Emir

Timur: Tarih, Seyaset, Miras

adlı eseridir

[4]

. Andican, bu kapsamlı eserine

öncelikle Temür tüzüğünün incelenmesiyle başlıyor. Detaylı bir incelemeyle


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

128

Tüzükat-ı Temür olarak bilinen bu yasa grubunun gerçek olmadığı ve dolayısıyla

kaynak olarak kullanılamayacağı hükmüne varıyor. Temür’e kada gelen süreç ve

Temür devleti sonrasındaki mirasçıları da içermesi bakımından çok geniş bir konu

yelpazesini içinde barındırıyor. Andican, çalışmasının sonunda bu sefer siyasette,

sosyal ve kültürel hayatta çeşitli toplumların Temür algısı üzerinde uzunca

duruyor. Özellikle Türkiye’de bugüne kadar yapılan çalışmalardaki algılara da

ayrıca yer vererek yeri geldiğinde bunları eleştiriyor.

Türkiye’deki tematik çalışmalar arasında söyleyebileceğimiz diğer bir

araştırma Cüneyt Kanat’ın Memlüklü ve Temürlü münasebetleri üzerine olan

eseridir

[16]

. Cüneyt Kanat, bu çalışmasında iki taraf arasındaki ilişkilerin

başlangıcında Memlük hükümdarı Berkuk’un ittifaklar sistemi sayesinde Temür’ü

bölgeden uzak tutmayı başardığını belirtir. Fakat hem Berkuk’un hem de bölgedeki

diğer liderlerin ölümüyle bu ittifaklar sisteminin bozulmasıyla Temür’ün eline

fırsat geçtiğini ve onun da bunu değerlendirdiğini belirtir. Temür’ün diğer güçler

gibi Memlüklere de üstünlüğünü kabul ettirdiğini belirten araştırıcı, Temür’den

sonra ise ilişkilerin normal diplomatik hâle dönüştüğünü not eder.

Yukarıdaki araştırmalar dışında kaynakların ve yabancı araştırmaların da

dilimize kazandırma çalışmalarının bu son dönemde genel olarak arttığı

söylenebilir. Temürlülerle ilgili olarak son dönemde Şerefeddin Ali Yezdi’nin

Zafernamesinin Türkçeye çevrildiğini burada eklemek yerinde olacaktır

[29]

.

SONUÇ

Sonuç olarak Batı literatüründe Temür ve Temürlüler üzerindeki

araştırmalar, başlangıçta cihan fatihleri, genel dünya tarihi veya İran tarihi

perspektifinden ve olumsuz bakış açılarıyla konu edilmiştir. Batı’da bağımsız

Temür araştırmalarının ortaya çıkması epeyce zaman almıştır. Başlangıçtaki

olumsuz bakış, günümüzde yerini daha ilmî bir bakışa bırakmıştır denilebilirse de

bazı araştırmalarda hâlâ abartılı bir İran merkezlilik olduğu göze çarpmaktadır.

Türkiye’de ise Cumhuriyet öncesinde genelde Osmanlı merkezli bir

yaklaşım olduğunu söylemek mümkündür. Cumhuriyetin ilk devresinde genel


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

129

Türklük araştırmalarının ön plana çıkmasıyla Temür ve Temürlüler, Türklükleri

vurgulanarak araştırılmıştır. Batı’daki araştırmalardan farklı olarak Türklük

vurgusunun daha yoğun olduğu görülmekte, ancak İran kültürüyle etkileşim

olduğu da kabul edilmektedir. Temürlüler üzerine çalışmalar 20. yüzyılın son

çeyreğinde bağımsız bir araştırma alanı olarak ortaya çıkmış ve konu her yönden

ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Bu devrede olumsuz bakış büyük ölçüde yerini ilmî

bakışa terk etmiştir. Genel siyasi ve kültürel tarihi ortaya konmuş olan hanedan

hakkında 21. yüzyılla birlikte tematik araştırmalara geçilmiştir.

Kaynakça

1.

AKA, İsmail.

Mirza Şahruh ve Zamanı (1405-1447).

Ankara: TTK

Yayınları, 1994.

2.

Timur ve Devleti.

Ankara: TTK Yayınları, 1991.

3.

ALAN, Hayrünnisa.

Bozkırdan Cennet Bahçesine Timurlular (1360-1506).

İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2007.

4.

ANDİCAN, A. Ahat.

Emir Timur: Tarih, Siyaset, Miras

. İstanbul: Selenge

Yayınları, 2019.

5.

BARTHOLD, V. V.

Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler

.

(Hazırlayanlar Kazım Yaşar Kopraman - Afşar İsmail Aka). Ankara: Kültür

Bakanlığı, 1975.

6.

BARTHOLD, Wilhelm.

Uluğ Beğ ve Zamanı.

(Çeviren İsmail Aka).

Ankara: TTK Yayınları, 1997.

7.

BECKWITH, Christopher.

İpek Yolu İmparatorlukları: Bronz Çağı'ndan

Günümüze Orta Asya Tarihi

. (Çeviren Kürşat Yıldırım). Ankara: ODTÜ

Yayıncılık, 2011.

8.

BOZKURT, Mahmut Esat.

Aksak Demir'in Devlet Politikası.

2. Basım.

İstanbul: Kaynak Yayınları, 2005.

9.

BUYAR, Cengiz.

Tarih-i Emniye'nin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi

.

Manas Üniversitesi SBE Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi

.

Bişkek, 2006.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

130

10.

ÇANDARLIOĞLU, Gülçin.

Orta Asya'da Timurîler Çin'de Ming

Münâsebetleri.

İstanbul: Mimar Sinan Üniversitesi Yayınları, 1995.

11.

ERCİLASUN, Konuralp. “Mercânî ve Sayrâmî Örneğinde 19. Yüzyıl Türk

Aydınlarının Çingizoğullarına Bakışı”.

Cengiz Han ve Oğulları Sempozyumunda

sunulmuş bildiri.

İstanbul: Sabancı Üniversitesi, 2006.

12.

ERCİLASUN, Konuralp. “Temür ve Devleti Hakkındaki Araştırmalara

Genel Bir Bakış”,

1402 Ankara Savaşı Uluslararası Kongresi Bildiri Kitabı

,

Editör: Mustafa Alkan, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2014, 697-714.

13.

FINDLEY, Carter.

Dünya Tarihinde Türkler.

(Çeviren Ayşen Anadol).

İstanbul: Kitap Yayınevi, 2006

14.

GOLDEN, Peter.

Türk Halkları Tarihine Giriş

. (Çeviren Osman Karatay).

Ankara: Karam, 2002.

15.

GROUSSET, Rene.

Bozkır İmparatorluğu: Attila / Cengiz Han / Timur.

(Çeviren M. Reşat Uzmen). İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1980.

16.

KANAT, Cüneyt.

Ortadoğu’da Hâkimiyet Mücadelesi: Memlük-Timurlu

Münasebetleri 1382-1447

. Ankara: TTK Yayınları, 2022.

17.

MANZ, Beatrice Forbes.

Power, Politics and Religion in Timurid Iran

.

Cambridge: Cambridge University Press, 2007.

18.

The Rise and Rule of Tamerlane.

Cambridge: Cambridge University Press,

1989.

19.

MOLLA Musa Sayrâmî.

Târih-i Emniye.

Kazan, 1905.

20.

NAMIK Kemal.

Osmanlı Tarihi - I

. (Bugünkü Türkçeye Dönüştüren

Mücahit Demirel). İstanbul: Bilge Kültür Sanat, 2005.

21.

ROUX, Jean-Paul.

Moğol İmparatorluğu Tarihi.

(Çeviren Aykut Kazancıgil

- Ayşe Bereket). İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2001.

22.

Orta Asya: Tarih ve Uygarlık.

(Çeviren Lale Arslan). İstanbul: Kabalcı

Yayınevi, 2001.

23.

Timur.

(Çeviren Ali Rıza Yalt). İstanbul: Milliyet Yayınları, 1994.


background image

Actual problems of the history of Uzbekistan / Актуальные проблемы истории Узбекистана

131

24.

Türklerin Tarihi: Pasifik'ten Akdeniz'e 2000 Yıl.

(Çeviren Aykut Kazancıgil

- Lale Arslan-Özcan). İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2004.

25.

STARR, S. Frederick.

Lost Enlightenment: Central Asia’s Golden Age from

the Arab Conquest to Tamerlane

, Princeton ve Oxford: Princeton University Press,

2013. Türkçesi:

Kayıp Aydınlanma

, çeviren Yusuf Selman İnanç, İstanbul: Kronik

Kitap, 2021.

26.

SUBTELNY, Maria.

Timurids in Transition: Turko-Persian Politics and

Acculturation in Medieval Iran.

Leiden: Brill, 2007.

27.

SUÇIKAR, Tarkan.

Emir Timur Yıldırım Bayezid: XV-XVII. Yüzyıl Osmanlı

Kroniklerinde Yıldırım Bayezid ve Timur Algısı

. Ankara: Panama Yayıncılık, 2018.

28.

ŞEHABEDDİN Mercânî.

Müstefâdü’l-Ahbâr fî Ahvâl-i Kazan ve Bulgar.

1.

Cilt. Kazan, 1885.

29.

ŞEREFÜDDİN Ali Yezdi.

Emir Timur (Zafername)

. (Çeviren Ahsen Batur).

İstanbul: Selenge Yayınları, 2013.

30.

TOGAN, Zeki Velidi.

Umumî Türk Tarihine Giriş.

İstanbul: Enderun

Kitabevi, 1981.

31.

Türk Tarihinin Ana Hatları.

2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1996.

32.

WEBER, Max.

Economy and Society: An Outline of Interpretive Sociology.

Berkeley: University of California Press, 1978.

33.

WOODS, John.

The Timurid Dynasty

. Bloomington: Indiana University,

1990.

34.

YÜKSEL, Musa Şamil.

Timurlularda Din-Devlet İlişkisi.

Ankara: TTK

Yayınları, 2009.

35.

ZSOMBOR Tibor, Rajkai.

The Timurid Empire and the Ming China:

Theories and Approaches concerning the Relations of the Two Empires

. Eötvös

Lorand Üniversitesi Doktora Tezi

.

Budapeşte, 2007.

TİMURLULARDAKİ TARİH YAZIM GELENEĞİNİN FARKLI YÜZÜ:

GÜLBEDEN BEGÜM VE HÜMAYUNNÂMESİ

Bilal KOÇ

Doç. Dr., Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü,

Библиографические ссылки

AKA, İsmail. Mirza Şahruh ve Zamanı (1405-1447). Ankara: TTK Yayınları, 1994.

Timur ve Devleti. Ankara: TTK Yayınları, 1991.

ALAN, Hayrünnisa. Bozkırdan Cennet Bahçesine Timurlular (1360-1506). İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2007.

ANDİCAN, A. Ahat. Emir Timur: Tarih, Siyaset, Miras. İstanbul: Selenge Yayınları, 2019.

BARTHOLD, V. V. Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler. (Hazırlayanlar Kazım Yaşar Kopraman - Afşar İsmail Aka). Ankara: Kültür Bakanlığı, 1975.

BARTHOLD, Wilhelm. Uluğ Beğ ve Zamanı. (Çeviren İsmail Aka). Ankara: TTK Yayınları, 1997.

BECKWITH, Christopher. İpek Yolu İmparatorlukları: Bronz Çağı'ndan Günümüze Orta Asya Tarihi. (Çeviren Kürşat Yıldırım). Ankara: ODTÜ Yayıncılık, 2011.

BOZKURT, Mahmut Esat. Aksak Demir'in Devlet Politikası. 2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2005.

BUYAR, Cengiz. Tarih-i Emniye'nin Transkripsiyonu ve Değerlendirilmesi. Manas Üniversitesi SBE Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi. Bişkek, 2006.

ÇANDARLIOĞLU, Gülçin. Orta Asya'da Timurîler Çin'de Ming Münâsebetleri. İstanbul: Mimar Sinan Üniversitesi Yayınları, 1995.

ERCİLASUN, Konuralp. “Mercânî ve Sayrâmî Örneğinde 19. Yüzyıl Türk Aydınlarının Çingizoğullarına Bakışı”. Cengiz Han ve Oğulları Sempozyumunda sunulmuş bildiri. İstanbul: Sabancı Üniversitesi, 2006.

ERCİLASUN, Konuralp. “Temür ve Devleti Hakkındaki Araştırmalara Genel Bir Bakış”, 1402 Ankara Savaşı Uluslararası Kongresi Bildiri Kitabı, Editör: Mustafa Alkan, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2014, 697-714.

FINDLEY, Carter. Dünya Tarihinde Türkler. (Çeviren Ayşen Anadol). İstanbul: Kitap Yayınevi, 2006

GOLDEN, Peter. Türk Halkları Tarihine Giriş. (Çeviren Osman Karatay). Ankara: Karam, 2002.

GROUSSET, Rene. Bozkır İmparatorluğu: Attila / Cengiz Han / Timur. (Çeviren M. Reşat Uzmen). İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1980.

KANAT, Cüneyt. Ortadoğu’da Hâkimiyet Mücadelesi: Memlük-Timurlu Münasebetleri 1382-1447. Ankara: TTK Yayınları, 2022.

MANZ, Beatrice Forbes. Power, Politics and Religion in Timurid Iran. Cambridge: Cambridge University Press, 2007.

The Rise and Rule of Tamerlane. Cambridge: Cambridge University Press, 1989.

MOLLA Musa Sayrâmî. Târih-i Emniye. Kazan, 1905.

NAMIK Kemal. Osmanlı Tarihi - I. (Bugünkü Türkçeye Dönüştüren Mücahit Demirel). İstanbul: Bilge Kültür Sanat, 2005.

ROUX, Jean-Paul. Moğol İmparatorluğu Tarihi. (Çeviren Aykut Kazancıgil - Ayşe Bereket). İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2001.

Orta Asya: Tarih ve Uygarlık. (Çeviren Lale Arslan). İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2001.

Timur. (Çeviren Ali Rıza Yalt). İstanbul: Milliyet Yayınları, 1994.

Türklerin Tarihi: Pasifik'ten Akdeniz'e 2000 Yıl. (Çeviren Aykut Kazancıgil - Lale Arslan-Özcan). İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2004.

STARR, S. Frederick. Lost Enlightenment: Central Asia’s Golden Age from the Arab Conquest to Tamerlane, Princeton ve Oxford: Princeton University Press, 2013. Türkçesi: Kayıp Aydınlanma, çeviren Yusuf Selman İnanç, İstanbul: Kronik Kitap, 2021.

SUBTELNY, Maria. Timurids in Transition: Turko-Persian Politics and Acculturation in Medieval Iran. Leiden: Brill, 2007.

SUÇIKAR, Tarkan. Emir Timur Yıldırım Bayezid: XV-XVII. Yüzyıl Osmanlı Kroniklerinde Yıldırım Bayezid ve Timur Algısı. Ankara: Panama Yayıncılık, 2018.

ŞEHABEDDİN Mercânî. Müstefâdü’l-Ahbâr fî Ahvâl-i Kazan ve Bulgar. 1. Cilt. Kazan, 1885.

ŞEREFÜDDİN Ali Yezdi. Emir Timur (Zafername). (Çeviren Ahsen Batur). İstanbul: Selenge Yayınları, 2013.

TOGAN, Zeki Velidi. Umumî Türk Tarihine Giriş. İstanbul: Enderun Kitabevi, 1981.

Türk Tarihinin Ana Hatları. 2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 1996.

WEBER, Max. Economy and Society: An Outline of Interpretive Sociology. Berkeley: University of California Press, 1978.

WOODS, John. The Timurid Dynasty. Bloomington: Indiana University, 1990.

YÜKSEL, Musa Şamil. Timurlularda Din-Devlet İlişkisi. Ankara: TTK Yayınları, 2009.

ZSOMBOR Tibor, Rajkai. The Timurid Empire and the Ming China: Theories and Approaches concerning the Relations of the Two Empires. Eötvös Lorand Üniversitesi Doktora Tezi. Budapeşte, 2007.

Hepagreen - восстановление нормальной работы печени Androgard — препарат для настоящих мужчин Androgard — препарат для настоящих мужчин Byutivit - Натуральный продукт для женщин любого возраста Byutivit - Натуральный продукт для женщин любого возраста Byutivit - Натуральный продукт для женщин любого возраста Maksimus - Натуральный продукт, для бодрости и энергии Lactovita - Номер один в естественном улучшении иммунитета Lactovita - Номер один в естественном улучшении иммунитета Avicenna’s Lab inLibrary — это научная электронная библиотека UACD - Антикоррупционный дайджест Узбекистана inConference - научно-практические конференции inScience - Журнал Общество и инновации Gulyamov - Гулямов Саид Саидахрарович MUVI24 - Смотрите фильмы онлайн, большая коллекция, новинки кинопроката Megatorg - Доска объявлений Megatorg.net: сайт бесплатных частных объявлений Skinormil - Космецевтика активного действия Pils - Интернет-аптека >METAMED - Фармацевтическая компания с полным спектром услуг All.Tube - Смотрите онлайн видео бесплатно в хорошем качестве Dexaflu - от симптомов гриппа и простуды UMAR PROEKT - Комплексное проектирование UZDA - Ассоциации стоматологов Узбекистана